5.11.18

Yüksek proteinli diyetler



Bugünlerde "yüksek proteinli diyetler" son derece popüler, bu etseverlerin çok hoşuna gitse de, yüksek proteinli diyetlerin ne kadar sağlıklı olduğu tartışılıyor
Ülkemizde ve dünyada pek çok kişi kilo vermek amacıyla, çeşitli beslenme programları uyguluyor. Bu diyetler genelde yüksek yağlı diyetten kaçınıp yüksek proteinli beslenmeyi hedefliyor.




Günümüzde, obezitenin sağlık sorunu olmasında, yüksek proteinli diyetlerin etkisine değinen Lotus Obezite Cerrahisi Kliniği Doktoru Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kaplan Baha Temizgönül, kişi aşırı protein alıyorsa ve iyi egzersiz yapmıyorsa, proteinin fazlasının, vücutta yağa dönüştüğüne dikkat çekti ve yüksek proteinli diyetler hakkında bilgi verdi ve sağlıklı diyet/protein oranları ile ilgili şöyle konuştu: "Proteinler; vücuda enerji sağlamalarının yanı sıra hücrelerin esas öğeleridir. Besinin vücutta kullanılmasında görev alan enzimlerin ve bazı hormonların da yapısını oluşturur. Protein gereksinimi, diyetin enerji değeri için önemlidir. Günlük almanız gereken enerjinin %20'sinden fazlasını proteinlere ayırıyorsanız, yüksek proteinli besleniyorsunuz demektir. Yapılan araştırmalar, yüksek proteinli diyetlerin, düşük proteinli diyetlere kıyasla altı ay gibi bir zamanda kilo vermekte etkili olduğunu gösterir.Proteini yüksek diyetin glisemik yükü (Alınan şeker miktarına göre pankreası yorması) de düşüktür, tokluk duygusu geliştirir, besinlerin yakılarak ısıya dönüşümü hızlanarak enerji harcaması artar. Buna rağmen, günümüzde kilo vermek amacıyla kullanılan yüksek protein tüketimi, obezitenin sağlık sorunu olmasında etkilidir, çünkü dengeli beslenmede karbonhidrat ve yağdan gelen oranlarda önemlidir.”


Bir porsiyonda ne kadar et olmalı


Yeterli ve dengeli beslenmede, karbonhidrat, protein ve yağdan gelen oranların önemine değinen Op. Dr. Kaplan Baha Temizgönül, sağlıklı beslenmede tüketilmesi gereken proteinler hakkında şöyle konuştu: "Özellikle hayvansal kaynaklı proteinler aynı zamanda yağ ve kolesterol içerir. Bu yüzden dikkatli tüketilmesi gerekir. Sağlıklı bir diyetin protein, karbonhidrat, yağ yüzdeleri ele alındığında, besin ögelerinin dengesiz alımının sağlık üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bu yüzden öğünlerimizi planlarken poteinin yaklaşık 2 katı karbonhidrat ( Meyve, sebze) ve az da olsa sağlıklı yağlardan (Zeytinyağı, balık yağı) tüketmek gerekir. Dengeli beslenmek için her bireyin, vücut ağırlığının her bir kg için 0.8 ile 1.1 gram arasında protein tüketmesi gerekir. Örneğin 70 kg olan bir kadın, 60 -70 gram arasında protein alabilir. Ancak yüksek proteinli diyetlerde bu miktar 120 -130 grama kadar çıkabiliyor. Kişi aşırı protein alıyorsa ve iyi egzersiz yapmıyorsa proteinin fazlası vücutta yağa dönüşüyor.”



Doğru ve yeterli protein nedir


Diyetisyen Hatice Gürgen ise protein seçiminde mümkün olduğunca az yağlı olanlarını seçmek gerektiğini belirtti. En iyi protein kaynaklarının yağsız etler, balık, yağsız süt ürünleri olarak sıralanabilir dedi. Gürgen; bu besinleri kızartmamak gerektiğini, kızartılmış yiyeceklerle lezzet arttırılabilir fakat beraberinde yağ oranını da çok arttığına dikkat çekti ve az yağlı tüketmek gerektiğini sözlerine ekledi.
Devamı

3.7.18

Bu kahve ile çatır çatır kilo vereceksiniz

İştahınızı kapatarak hızlı bir şekilde yağ yakmak ister misiniz? İşte bu kahve tam da size göre. İştanızın kapanarak fazla yemek yeme isteğinin yok olmasına neden olan kahve aynı zamanda idrar söktürücü etkiye de sahiptir. Su ile beraber tüketildiğinde ise vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Kullanacağımız süt ise kan şekerini düzenler ve metabolizmayı hızlandırır. Saydığımız bu nedenlerin hepsi vücuttaki yağ yakımını hızlandıracaktır.

 1 tatlı kaşığı kahve çekirdeği
 1 adet çubuk tarçın
 1 bardak süt

 Nasıl hazırlanır?  
Sütün içerisine çubuk tarçını koyun ve bir gece bu şekilde bekletin. Sabah kalktığınızda sütün içerisine kahveyi de ekleyerek bir taşım kaynatın. Ara öğünlerde bu kahveyi tüketebilirsiniz.
Devamı

24.6.18

1 haftada 3 kilo verdiren su

İşte daha hızlı yağ yakmanızı sağlayacak karanfilli su tarifi.

 Kolay ve zahmetsiz bir şekilde kilo vermek istiyorsanız size vereceğimiz karanfilli su tarifini deneyebilirsiniz. Karanfilli suyun güçlü bir antiseptik özelliği bulunur. Bu sayede de vücuttaki mikropları temizleyerek zararlı toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Aynı zamanda mide bulantısına ve diş eti rahatsızlıklarına da iyi gelir. İşte daha hızlı yağ yakmanızı sağlayacak karanfilli su tarifi.

Malzemeler:

- 1 adet çubuk tarçın veya 1 çay kaşığı toz tarçın
- 1 çorba kaşığı karanfil
- 1 çorba kaşığı zencefil kökü
- 2 bardak su
Yapılışı:
Çubuk tarçın veya 1 çay kaşığı toz tarçını zencefil kökü ve karanfili bir demliğin içine koyarak üzere 2 bardak su ilave edin ve normal çay demliyormuş gibi demlemeye bırakın. Hazırladığınız suyu sabah ve akşam yemekten yarım saat önce için.
Devamı

17.5.18

Yeni doğan bebekler için bakım



Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir, hassas bir cilde sahip yeni doğan bebeklerin cilt bakımına daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini söylüyor. Prof. Dr. Aydemir, yeni doğanlarda sıkça karşılaşılan konak, isilik, pişik gibi cilt sorunlarını önlemek için önemli tüyolar veriyor.


Yeni doğan bebeklerin cildi son derece hassas ve incedir. Bu nedenle dış etkenler nedeniyle kolayca zarar görebilir. Prima Uzman Kurulu Üyesi Dermatolog Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir, bebeklerin cildini korumak ve cilt problemlerini önlemek için yapılması gerekenlere dikkat çekiyor.


Banyo sonrası nemlendirici kullanılmalı
Doğumdan sonraki ilk dört hafta bebeklerin cildinde bebeği kuruluktan, su ve ısı kaybından koruyan ayrıca mikroplara karşı da bariyer oluşturan, örtü şeklinde bir yağ tabakası bulunur. Kendiliğinden bir hafta içinde kaybolacak olan bu tabaka, tamamen temizlemeye çalışılmamalı ve nazikçe silinmelidir. Yeni doğan bebekler ılık su ile her gün yıkanabilir, özellikle akşama doğru bir banyo bebeği rahatlatır. Bebekler ılık su dökülerek veya hafif ılık duş tutularak hızlıca yıkanmalıdır. Banyo sonrası yumuşak bir havluyla nazikçe kurulayıp bebek nemlendiricileri sürerek nemlenme sağlanmalıdır.


Göbek bölgesinin temizliğine özen gösterin
Yeni doğan bebeğin göbek bağı yaklaşık 7-10 gün içinde kurur ve kendiliğinden düşer. Bu dönemde göbek bağı bölgesinden mikroplar girebileceği için temizlik çok önemlidir. Bebek bezi bağlanırken göbek bölgesi mutlaka dışarıda bırakılmalıdır. Göbek iltihapları tehlikeli olabileceği için kızarıklık, şişlik, kanama veya akıntı gibi şüpheli bir belirti varsa doktora gösterilmelidir. Yeni doğan bebeklerde saç diplerinde halk arasında "konak” denilen sarı, yağlı, yapışık kepekler olabilir. Bu kepekleri tedavi etmek için birkaç gün konak olan bölgeye az miktarda ayçiçek yağı sürüp 2-3 saat sonra ılık suyla ve bebek şampuanıyla yıkamak yeterlidir.


Emiciliği yüksek bezleri kullanın
Bebeklerin üçte birine yakınında ve genellikle de 6-12. aylarda daha sık görülen bebek bezi dermatitleri ise kızarıklık ve tahrişle kendini gösterir. Nem ve cildin idrar ya da dışkıyla teması tahrişi artıracağı için yeni geliştirilen, emici kanal teknolojisine sahip, nefes alabilen bebek bezlerinin kullanımı bu problemi azalabilir. Tahrişi önlemek için bez bölgesinin kuru tutulması, bezin yeni doğan döneminde saatte bir, sonra iki saatte bir değiştirilmesi gerekir. Normal bebeklerde bu süre 3-4 saate çıkılabilir. 10-12 saatlik bir uykuda ise bez en az bir kez değiştirilmelidir.



Bez seçimi yapılırken süper emici ve idrarda olduğu gibi sıvı kakayı hızla emip hapseden tabakaya sahip olan, hava alabilen, bebeklerin hassas cildine uygun yumuşak bezler tercih edilmelidir. Bebeğin kilosuna göre doğru bezin seçilmesi de çok önemli. Bez esnek, gerilebilir bir bağlama sistemiyle, sızdırmaz bir etki sağlamalıdır. Bez değiştirilirken bez bölgesi suyla temizlenmeli, sonra nazikçe, sürtmeden, tamponlama şeklinde kurulanıp bir süre açık bırakılmalıdır. Suda çözünen bir kremle temizlemek de tahrişi azaltır. Ayrıca bebekler için özel hazırlanmış ve dermatolojik olarak test edilmiş ıslak mendiller kullanılabilir.
Devamı

Mide hastalarına özel ramazan tavsiyeleri



Mide sorunları olan kişiler mide koruyucu ve asit azaltıcı ilaçlarını kullandıkları takdirde oruç tutmalarında sakınca yoktur. Fakat açlığa hiç tahammül edemeyen hemen midesi ağrıyan ve yakın zamanda mide kanaması geçirmiş kişilerin oruç tutması sakıncalıdır.


Son yıllarda ramazan ayının yaz mevsime denk gelmesi ile uzun saatler süren açlık ve susuzluk mide asidinin yükselmesine, reflü, gastrit gibi mide hastalıkları olan insanların zorluk çekmesine ve sağlıklarının bozulmasına neden olabiliyor. Ayrıca sık sık yemek yemek ve düzenli ilaç kullanmak zorunda olan diyabet ve kalp hastaları da olumsuz etkilenebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Özgür Mollaoğlu, kronik hastalıkları olan kişilerde oruç tutmanın sakıncalı olduğu durumlar ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.


Bu önerilere mutlaka uyun

Gastrit toplumun yüzde 25-30'unda vardır ve yaygın olarak görülmektedir. Mide sorunları olan kişiler mide koruyucu ve asit azaltıcı ilaçlarını kullandıkları takdirde oruç tutmalarında sakınca yoktur. İftarda ve sahurda yenilen besinlere çok dikkat edilmelidir. Fakat açlığa hiç tahammül edemeyen hemen midesi ağrıyan ve yakın zamanda mide kanaması geçirmiş kişilerin oruç tutması sakıncalıdır. Reflü hastası bir kişinin iftarda hızlı yemek yememesi, sahur da ise yemek yiyip hemen yatmaması gerekmektedir. Yemek yerken dik oturulmalı ve yemek yedikten sonra hemen uyunmamalı ve uzanılmamalıdır. İftar da yemeklerin hafif olması ve yavaş yenmesi önerilmektedir. Gece yatarken yastıklarını yüksekte tutmalarında fayda vardır. Bel bölgesini çok sıkan kıyafetlerden uzak durulmalıdır. Reflüyü yani mide suyunun yemek borusuna çıkışını engelleyen bazı şuruplar ve asit dengeleyici haplar bulunmaktadır.



Oruç tutmak isteyen reflü hastaları iftar ve sahurlardan sonra bu ilaçları kullanarak ve aşağıdaki önerilere dikkat ederek ramazan ayını rahat geçirebilirler;

- Mide hastaları mide asidini artıran asitli içecekler tüketmemelidir.

- Özellikle sahurda yağlı, kızarmış, çok acılı ve baharatlı yemeklerden uzak durulmalıdır.

- Tatlı olarak şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü ve meyveli hafif tatlılar tercih edilmelidir.

- Yemeğe çorbayla başlayıp yavaş bir şekilde devam edilmelidir.

- Sahurda zeytin, sucuk gibi mideyi rahatsız eden gıdalardan kaçınmaları gerekmektedir.

- Fırından yeni çıkmış sıcak beyaz ekmek tüketmekten kaçınılmalıdır.

- Demli çay ve çok kahve tüketimi yine mide şikayetlerini artırabilmektedir




Kan şekerini çabuk yükselten gıdalardan uzak durun


Beyaz ekmek yerine esmer ekmek tüketmeleri daha faydalıdır. Sadece mide hastalarının değil, insülin direnci olan hastalarında esmer ekmeklerden tam tahıllı, çavdar gibi ekmekler tercih etmesi gerekmektedir. Uzun süre tok kalmak isteyen herkes buna dikkat etmelidir. Beyaz ekmek, pirinç pilavı, şerbetli tatlılar glisemik indeksi yüksek yani kan şekerini çabuk yükselten gıdalardır. Bütün gün aç kalacağım düşüncesiyle bu gıdalar çok tüketilmektedir. Tok tutma özelliği olmayan bu gıdalar bir de üzerine şekeri, mide hastalarında ise mide asidini yükseltmekte, şeker hastalığına ve reflüye sebep olmaktadır. Pirinç pilavı yerine bulgur tercih edilmelidir.



Sahurda ise yemek yerine kahvaltı türü yiyecekler tüketilmelidir. Yumurta özellikle sahurda çok önemlidir. Tok tutar, şekeri yükseltmez ve mideyi rahatsız edici etkisi yoktur. Mide sorunları olan insanlar sahurdan ve iftardan sonra koruyucu ve asit düzenleyici ilaçlarını kullanarak, ramazanı kolay bir şekilde geçirebilirler.


Zeytinyağlı yemekler ve bol sıvı tüketin


Bağırsak sistemi yemek yemekle de uyarılan bir sistemdir. Uzun süre aç kalmayla bu uyarılma olmayacağından bu durum kabızlıklara yol açabilmektedir. Kabızlık sorunu çekmeyen bir kişi ramazan da bu düzenin bozulması sonucu kabızlık şikayeti yaşayabilmektedir. İftar ve sahur arasında zeytinyağlı yemekler, bol sıvı tüketilmesi kabızlık sorunu yaşayanlara fayda sağlamaktadır. Ciddi kabızlık problemi yaşayan insanlar sahurda laksatif olarak adlandırılan bağırsağı yumuşatan yeni nesil ilaçları kullanabilirler.
Devamı

6.3.18

Vücudumuzun baş düşmanı



Prof. Dr. Tekin Akpolat, hastalık ve bazı kanser türlerinden korunmak için günlük tuz tüketimini 5 gram ile sınırlamak gerektiğini söyledi.


Birçoğumuzun düşünmeden yemeklere bol bol serptiği tuz aslında vücudun baş düşmanı. Oysa yemeklerimize tuz yerine baharat, limon suyu, nar ekşisi ya da sirke kullanarak tat katmak tuz tüketimini azaltmayı sağlıyor. Yapılan araştırmalar günlük tuz tüketiminin günde 5 grama indirilmesi ile her yıl dünyada kalp krizi ve inmeye bağlı 2.5 milyon ölümün önlenebileceğine dikkat çekiyor. Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, hipertansiyon, kalp, böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak amacıyla günlük tuz tüketimini 5 gram ile sınırlamak gerektiğini söylüyor.


Fazla tuz hipertansiyona neden oluyor
Tuzun azaltılması kan basıncını kontrol altına almanın yanı sıra hipertansiyon gelişimini de önleyebilir. Hipertansiyon sorunu ile karşılaşmamak için yapılacak işlerden birisi de tuzun azaltılmasıdır. Batı tarzı beslenmede kişiler günde ortalama 8-9 gram tuz alır. Bu tuzun günde 5 grama düşürülmesi kan basıncının kontrol altına alınmasını kolaylaştırır. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıklarının 2012 yılında yaptığı araştırmaya göre günde ortalama 15 gram tuz alıyoruz. En önemli tuz kaynağı da yemek pişirilirken eklenen tuz ve ekmek.



Önerilere uyun, daha az tuz tüketin
1. Yemeğin tadına bile bakmadan tuz koymayın. Tuzsuz yemek çok tatsız diyorsanız biber, sirke, limon suyu ve değişik bitkilerle yemek tatlandırılabilir.

2. Tuzsuz ekmek yiyin. Taze sebze yiyin. Konserve, turşudan uzak durun.

3. Yemek pişirirken tuz koymayın, pişirdikten sonra da koymayın.


4. Tuzu azaltılmış peynir yiyin.

5. Doktor veya eczacıya danışarak yapay tuz kullanabiliriz

6. Dışarıda yemek yerken seçici olun. Paketli gıdalarda çok fazla tuz olduğunu unutmayın.

7. Nane, kekik, soğan, sarımsak yemeklere tuz olmadan lezzet verir. Etleri sarımsak, sirke, limon suyu ile terbiye edin.

8. Sebze, meyveler genel olarak az tuz içerir

9. Taze fındık, ceviz, semizotu yemeğe lezzet katar.

10. Alışveriş yaparken gıda etiketindeki tuz miktarına bakalım.
Devamı

28.1.18

KABIZLIK NASIL GEÇER?

Kabızlık sorununuz devamlı varsa guatr olabilir. Hipotroid de kabızlığa yol açabiliyor.Kabızlığınız varsa bol su tüketin. Her gün aynı saatlerde tuvalete gitmeye özen gösterin ve bunu alışkanlık haline getirin.Tuvaletiniz geldiğinde gitmezseniz bağırsaklar zamanla uyarı verme özelliğini kaybediyorlar bu çok önemlidir.Kabızlığınız varsa karın egzersizleri yapabilirsiniz.Lifli besinler tüketin.Ekmek ise çavdar ekmeği tüketin.Stres te kabız olmamızda çoketlilir. Mümkün oldukça stresten durmalıyız.Huzur bağırsak sendromunuz varsa hem isal hem kabız olabiliyorsunuz.Şişkinlik karın ağrınız 3 ay boyunca devam ediyorsa lütfen doktora başvurunuz huzursuz bağırsak sendromunuz olabilir.
Huzursuz bağırsak sendromuna sebep olan besinler neler?

Süt ürünlerine karşı alerjiniz olabilir.Yani laktoz alerjisi
Karın ağrısı,karında şişlik,bulantı,gaz.Sütün dışındaki kalsiyum içeren yiyecekler tüketebilirsiniz


Gulüten .çölyak hastalığı olabiliyor.


Kahvede tüketebilirsiniz kabızlığa çok iyi geliyor.



Devamı

Gebeler için neler faydalı? Neler zararlıdır?

                  GEBELER İÇİN FAYDALI BESİNLER:
 KALSİYUM


DEMİR

PROTEİN

KARBONHİDRAT


GEBELER İÇİN ZARARLI OLAN ŞEYLER

SİGARA



KAHVE



ASİTLİ İÇECEKLER
ALKOL
Sağlıklı bireyler dünyaya getirmek istiyorsanız lütfen bunlara çok dikkat edin...
Devamı

12.1.18

Arı ekmeği nedir,Faydaları nelerdir


Arı Ekmeği, arıların kendi yavrularını beslemek için doğadan topladıkları polenin, petek gözlerine depolanırken, arının kendi bünyesinden kattığı salgılarla zenginleşmiş, belirli bir süre sonunda arının istediği kıvamda olgunlaşmış halidir.


Yurt dışında perga olarak bilinen arı ekmeği insan beslenmesinde polene göre daha kıymetlidir. Polen; çiçekler üzerinden arı bacağına yapıştırıldığı sırada arı bünyesinden salgı ilavesi alıyor.

Arı ekmeğinde ise; koloniye gelen polen arı bacağından alınırken ve petek gözlerine aktarılırken, istiflenirken de salgılar ilavesi aldığı için daha kıymetli oluyor.

Arının kendi bünyesinden kattığı salgılarla bir müddet beklemiş, olgunlaşmış polen ancak arı ekmeğine dönüşümü sonrası arı yavrularının beslenmesinde kullanılıyor.

Perga’nın faydaları
Arı ekmeği, anemi, pnömoni ve bakteriyel enfeksiyonları olan çocukların yanı sıra 7,5 yaşına kadar özellikle prematüre çocuklarda pediatrik amaçla uygulanır.

Antiseptik ve mikrop öldürücü özelliği de vardır. Kanamalı diş eti koruma tedavisinde faydalıdır. Üreme hormonlarına katkısı ile erkeklerin cinsel yaşamını geliştirmede ve kas gücünün artırılmasına da katkı sağlar.

Arı ekmeği, içeriği yüksek olan asetil-kolin ile tansiyon ve kronik kabızlık tedavilerinde yardımcı olur. Bireylerin bedensel ve zihinsel gücünü arttırmada yardımcı olur.

Perga, zengin mikrooroganizma-enzim karışımı ve olağanüstü protein, vitamin-mineral içeriği ile canlı bir organizmaya çok sayıda faydalı biyolojik aktivite ve güçlü iyileştirici özellik kazandırabilmektedir. Perganın yüksek laktik asit içeriği optimal bir şekilde sindirimi desteklemekte vücudu sağlık ve enerji üssü haline getirmektedir.

Perga, sadece bal arıları için değil insanlar için de protein, vitamin-mineral kaynağı olan zengin içerikli bir üründür. Perga polenden 3 kat daha güçlü bir besleyicidir. İçeriğinde en az 18 amino asit, %28 oranında mineral (demir, kalsiyum, fosfor, potasyum, bakır, çinko, selenyum ve magnezyum dahil), %11 protein, 11 enzim ve koenzim, 14 yağ asidi ve 11 karbonhidrat ile geniş spektrumlu vitamin (C, B1, B2, E,H,P, Folik asit, nikotinik asit, riboflavin, pantotenik asit) yer almaktadır.

Pergada polenden farklı olarak, bol miktarda K vitamini ve 6 kat daha fazla laktik asit içerdiği, serbest radikallere karşı vücudu daha yüksek oranda koruduğu ve yaşlanmayı geciktirdiği gösterilmiştir. Daha önemlisi polenden çok daha uzun süre biyolojik aktivitesini kaybetmeden kalabilmekte, böylece raf ömrü daha uzun olmaktadır.

Perganın besleyici ve antibakteriyel özellikleri gibi biyolojik aktiviteleri konusunda bilimsel araştırmalar bulunmaktadır. Bu araştırmalarda Perga (Arı Ekmeği) özellikle beslenme bozukluğu olan zayıf çocuklara, spor yapanlara, yaşlılılara ve yoğun koşuşturma / stres altında olan insanlara önerilmektedir. Bununla birlikte içerisindeki doğal Laktik Asit Bakterileri ve Bifidobakteriler ona doğal bir probiyotik özelliği kazandırmaktadır.

Bilimsel çalışmalarda sağlık koruyucu olarak perganın şu alanlarda kullanımı tavsiye edilmektedir:
  • Kolon korunması
  • Sindirim bozuklukları
  • Bağırsak florasının restore edilmesi
  • Yetersiz bağışıklık
  • Stres ve kronik yorgunluk
  • Anemi
  • Yüksek kolesterol
  • Antibiyotiğe dirençli enfeksiyonlar
  • Kısırlık
  • Karaciğer problemleri
  • Prostat hiperplazi
Devamı

10.1.18

En Şifalı 10 Bitki



İnsan sağlığı için bitkilerin ne kadar önemli olduğu ve hastalıklara şifa bulma noktasında insanlık tarihinin ilk zamanlardan günümüze kadar el üstünde tutulduğu bilinmekte. Bitki Araştırmacısı Dr. Muammer Yıldız, en şifalı 10 bitkiyi eski yeni sentezi yaprak gerekçeleri ile birlikte sıraladı. İşte en şifalı 10 bitki...





1- Çörek Otu

Çörek otu, binlerce yıldır bütün dünyada hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.Çörek otu Peygamber Efendimiz 'in de övdüğü gıdaların başında gelmektedir. Her derde deva olduğu için bu listenin başında yer alması tesadüf değildir.





2- Keçiboynuzu

Tarihten bugüne kadar birçok formülün ve karışımın içinde yer alan ve insanda büyüme hormonlarını desteklediği,bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen, gıda olarak da kullanılan değerli bir bitki.






3- İncir

İncir çekirdeği, incir yağı, incirin yaşı ve kurusu gıda olarak bu sıralamada yer alır.İncir Kuran'a mazhar olmuş bir gıda olması hasebiyle de çok değerli bir gıdadır. Şifa özelliği de tıpçılar tarafından yüz yıllardır anlatılmaktadır.










4- Zeytin

Zeytinyağı Kuran'da bahsedilen değeri bilim insanı tarafından yeni yeni fark edilen ama yüzyıllardır da çokça zeytinyağı tüketen sağlıklı insanın hayatından sofrasından edindiğimiz bilgilere göre değer sıralamasında en değerli bitkiler listesine girmeyi hak etmiş.Akdeniz insanının ömrünün uzun olmasının sırrı olarak da biliniyor.








5-Üzüm

Üzüm Anadolu'nun her tarafında yetişen ve her çeşidinin ayrı bir şifa kaynağı olduğu bilinen değerli bir gıdadır. Antioksidan özelliği yüksek kansızlığın ilacı olarak bilinir.Üzümün kurusu ise hafızayı güçlendiren dünyada ki nadir birkaç bitkiden bir tanesi.






6- Sarımsak

Kokusu herkesi hoşnut etmese de faydaları etkileri ve tadı yemeklere verdiği lezzet ile çok değerli bir bitki. Virüsler üzerinde etkili olan bakteri enfeksiyonlar üzerinde etkili olan değerli bir gıda.Tarihten bugüne kadar sarımsak temizleyici kürler içerisinde yer almış arındırıcı özelliği olan anti bakterisit ve antivirütik özelliği olan bir gıda.









7-Karabaş Otu

İbni-i Sina'nın beynin süpürgesi olarak bahsettiği beyin ve sinir sistemi hastalıklarında tarihten bügüne kadar kullanılan astım ve alerjiye iyi gelen ve bağışıklık sistemini güçlendiren, vücuttaki oksijenlenmeyi arttıran çok değerli bir bitki.






8- Defne Yaprağı

Tarihten bugüne kadar bilinen sofralarımızın vazgeçilmezi etli yemeklerde yemeğin tadını iyileştiren sindirim enzimlerini aktive ederek, hayvansal gıdalara ayrı bir tat verip ağır koku ve tatları gideren ayrıca şifalı özelliği olan hazma yardımcı olan değerli bir bitki. Tarihten günümüze kadar değerini hiç kaybetmemiştir.Defne yaprağı ayrıca Anadolu'nun özellikle Akdeniz iklimindeki var olan leziz yemeklerin lezzet kazanmasındaki en büyük rolü oynar.






9- Kantoron Otu

Sinir strese çok iyi gelen ve bugünki bilim tarafından etkileri tespit edilmiş bütün dünyada sinirleri yatıştırmak için kullanılan değerli bitkilerden birisi.Aslında tarihte bu bitki sinir sistemi için değil daha çok bağışıklık sistemi, sindirim enzimleri, romatizmal hastalıklar gibi unsurlar için çok geniş kullanım alanı olsa da bugün ki modern tıp bunu sadece sinir sistemi üzerindeki etkilerini tespit etmiş ve bu alanda etkinliği ispat edilmiş ve insanlara şifa vesilesi olarak kullanılan bir bitki












10- Çakşır Otu

Çakşır otunun şifasından çokça bahsedemesek de bu bitkinin öyle bir etkisi var ki tek başına bu bitkiyi kahraman etmeye yetiyor. Cinsel afrodizyak olup doğurganlığı arttırıyor.Çakşır bitkisinin hayvanları ikiz doğurttuğu iddiası insanların da dikkatini çekmiş ve bu alanda kullanılmaya sebebiyet vermiştir.



Kaynak belirterek kullanabilirsiniz..
Devamı

1.1.18

Bebeklerde öksürüğe iyi gelen yöntemler



Bebeklerde görülen kuru öksürüğü kesmek için uygulanabilecek doğal yöntemler.


Öksürük akciğer enfeksiyonlarındaki veya solunum yollarındaki balgamın sökülmesini sağlar. Kuru gıcıklı öksürük, pek ciddi bir sorun olmamakla birlikte, nedeni her zaman bilinemez. Soğuk algınlığı sırasında burun akıntısının geriye giderek solunum borusunu tahriş etmesi, vücudun ana soluk borusuna yabancı bir cisim kaçması, çocuğun çevresinde sigara içilmesi ve kulak enfeksiyonları kuru öksürüğe yol açabilir. Böyle bir durumla karşı karşıyaysanız uygulayabileceğiniz bazı doğal yöntemler bulunuyor.


Neler Yapılmalı
- Eğer öksürük balgamlı bir öksürükse, öksürük şurubu kullanılmamalıdır. Bu durumda öksürüğün kesilmesi değil, öksürükle birlikte balgamın sökülüp atılması önemlidir.

- Geceleri öksüren çocuğun yastığının altına destek koyarak dik yatması sağlanmalıdır. Böylece geniz akıntısınıa engellemiş olursunuz.



- Öksüren çocuğun odası sürekli nemli tutulmalı ve oda fazla ısıtılmamalıdır.

- Yatmadan önce çocuğunuzun boğazını yumuşatmak için ılık bir şeyler içirilebilir. Süt salgı oluşumunu artırdığı için 6 aylıktan büyük çocuklara verilmemelidir. 18 aylıktan büyük çocuklara ballı limonlu ılık su içirilebilir.


Öksürük için doğal yöntemler
Karışık Çay: Bir elmanın kabuğunu soyun, bir kaç çekirdeği, birazcık ıhlamur, bir iki karanfil, bir tarçın kabuğu, bir dilim limon. Bu malzemeleri kaynatarak ılık olarak çocuklara içirilebilir. 1 yaşından büyük çocuklar için balla tatlandırılabilir.



Pekmez ve Karabiber: Bu yöntem 1 yaş ve sonrası çocuklar için geçerlidir. İki tatlı kaşığı dut pekmezine uygun miktarda karabiber katıp karıştırın ve günde bir kaşık verin.



Tereyağ ve Pekmez:
2 çorba kaşığı tereyağıyla 1 çorba kaşığı pekmezi, bir tatlı kaşığı suyla kaynatın. Karışımı ılıttıktan sonra bebeğinize içirebilirsiniz. Bu karışım 6 ay sonrası bebekler için uygundur.



Ihlamur ve Ayva yaprağı:
Ihlamurla ile ayva yaprağı beraber kaynatılır. Ilık olark çocuğa içirilebilir. Bu yöntem 1 yaşından küçük bebekler için uygundur.



Not: Bu yöntemler tavsiye niteliğindedir. Tedavi için doktorunuza başvurunuz.
Devamı

B 17 vitamin eksikliği belirtileri


  • Annemi
  • Halsizlik
  • Iştahsızlık
  • KANSER
  • Hipertansiyon
  • Dış eti iltihabı
  • Kansere bağlı ağrılar
  • Vücut iltihabı
  • Vücut direnci azalması
  • Kardiyovasküler
  • Vücut direncinde azalma



B17 vitamini bakımdan zengin besinler genellikle çekirdekli meyvelerdir.
En çok B17 vitamini kayısı çekirdeğinde bulunur ancak şeftali, kiraz, erik ve nektar tohumları da yüksek oranda B17 vitamini içermektedir. Bu meyveler dışında elma çekirdeği, üzüm çekirdeği, çilek, ahududu ve böğürtlenden bu vitamini almak mümkün.
B17 Vitamini Bulunan Meyveler: Böğürtlen, yaban mersini, kiraz, kızılcık, üzüm, mürver, bektaşi üzümü, dut, çilek, ayva, ahududu.
B17 Vitamini Bulunan Çekirdekler: Elma çekirdeği, kayısı çekirdeği, kiraz çekirdeği, keten tohumu, darı, nektarın çekirdeği, şeftali çekirdeği, armut çekirdeği, erik çekirdeği, kabak çekirdeği.
B17 Vitamini Bulunan Fasulyeler: Siyah fasulye, börülce, bezelye, nohut, lima fasulyesi, bezelye.
B17 Vitamini Bulunan Diğer Gıdalar: Acı badem, kaju, okaliptüs yaprağı, ıspanak, tere, pancar, atlı patates, bambu yaprağı.
Devamı

İdeal Kilonuzu hesaplayın

Boyunuz : Cm
Kilonuz : Kg
Yaşınız :
Cinsiyetiniz :
Örgü :
İdeal Kilonuz : Kg
Fark : Kg