29.4.19

Metabolizmanızı yavaşlatan 6 hata


Düzenli olarak tekrar edilen bazı alışkanlıklar kilo vermeyi zorlaştırabilir ve hatta gelecekte kilo almaya daha yatkın hale gelmenize neden olabilir. İşte metabolizmanızı yavaşlatabilen 6 yaşam tarzı hatası.

Hormonal seviyeler, tiroid fonksiyonu, hormonların kadın ve erkeklerdeki farklılıkları, ne yediğiniz, nasıl uyuduğunuz ve nasıl egzersiz yaptığınız metabolizmanızın farklılaşmasına neden olur ve birkaç genel yaşam tarzı hatası metabolizmanızı yavaşlatabilir. Uyku alışkanlıklarınız, ne yediğiniz ve ne kadar egzersiz yaptığınız gibi etkenler metabolizmanızı değiştirebilir.

İşte metabolizmanızı yavaşlatabilen 6 yaşam tarzı hatası.

1. Yetersiz protein tüketimi
Yeterince protein tüketmek, sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve korumak için çok önemlidir. Kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olmasının yanı sıra, yüksek protein alımı vücudunuzun kalori yakma oranını önemli ölçüde artırabilir. Sindirimden sonra ortaya çıkan metabolizma artışına, yiyeceğin termik etkisi (TEF) denir. Proteinin termik etkisi karbonhidrat veya yağdan çok daha yüksektir. Protein tüketmek, metabolizmayı geçici olarak yaklaşık % 20-30 hızlandırır.

Her ne kadar metabolik hız kilo kaybı sırasında kaçınılmaz olarak yavaşlasa da ve kilo kontrolü sırasında daha yavaş olmaya devam etse de, çalışmalar yüksek protein alımının bu etkiyi en aza indirebileceğini göstermektedir. Protein metabolik hızı karbonhidrat veya yağdan daha fazla arttırır. Artan protein alımı, kilo kaybı ve bakım sırasında metabolik hızın korunmasına yardımcı olur.


2. Yeterince uyuyamamak
Uyku, sağlıklı bir metabolizma için son derece önemlidir. İhtiyacınızdan daha az uyumak; kalp hastalığı, diyabet ve depresyon gibi bir dizi hastalık riskini arttırabilir. Bazı çalışmalar yetersiz uykunun metabolik hızı düşürebileceğini ve kilo alma olasılığını arttırabileceğini gösteriyor.

Bir çalışma, art arda 5 gece boyunca 4'er saat uyuyan sağlıklı yetişkinlerin istirahat metabolizması oranında ortalama % 2.6 oranında bir düşüş yaşadığını buldu. Metabolizmaları 12 saat kesintisiz uykunun ardından normale döndü. Gece yerine gündüz uyumak metabolizmayı daha da kötüleşir. Bu uyku düzeni vücudunuzun sirkadiyen ritimlerini veya dahili saatini bozar.


3. Çok az kalori almak
Çok az kalori almak metabolizmada büyük bir azalmaya neden olabilir. Kilo kaybı için bir kalori açığı gerekli olmasına rağmen, kalori alımının çok düşük olması ters etki yaratabilir. Kalori alımınızı önemli ölçüde düşürdüğünüzde, vücudunuz yemeğin kıt olduğunu algılar ve kalori yakma oranını düşürür. Zayıf ve aşırı kilolu kişilerde yapılan kontrollü çalışmalar, günde 1.000 kaloriden az kalori almanın metabolizma oranını önemli ölçüde etkileyebileceğini doğrulamaktadır.

Kalori kısıtlaması ılımlı olsa bile, metabolizmayı yavaşlatabilir. 32 kişilik 4 günlük bir çalışmada, günde 1.114 kalori alanların metabolik hızı, 1.462 kalori tüketenlerin iki katından daha fazla yavaşladı. Ancak kilo kaybı her iki grupta da benzerdi. Kalori kısıtlamasıyla kilo verecekseniz, kalori alımınızı çok fazla veya çok uzun süre kısıtlamayın. Kalorileri çok fazla ve çok uzun süre kesmek, metabolizma hızınızı düşürür, bu da kilo vermeyi ve kilo kontrolünü zorlaştırabilir.


4. Hareketsiz yaşam tarzı
Hareketsiz kalmak, her gün yaktığınız kalori miktarında önemli bir azalmaya neden olabilir. Birçok insan iş yerinde oturmayı içeren, metabolik hız ve genel sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabilecek yaşam biçimlerine sahiptir. Egzersiz veya spor yapmak yaktığınız kalori üzerinde önemli bir etkiye sahip olsa da, hareketli olmak, ayakta zaman geçirmek, temizlik yapmak ve merdivenleri çıkmak gibi temel fiziksel aktiviteler kalori yakmanıza yardımcı olabilir.

Hareketsiz bir yaşam tarzı, gün boyunca metabolizmanızın yavaşlamasına neden olur. Daha fazla kalori yakmak içni genel aktivite seviyenizi arttırmaya çalışın.



5. Şekerli içecek tüketimi
Şekerli içecekler sağlığa zararlıdır. Çok miktarda tüketimi, insülin direnci, diyabet ve obezite gibi çeşitli hastalıklara neden olabilir. Şekerli içecekleri sık tüketmek metabolizmanızı yavaşlatabilir. Araştırmalar aşırı fruktoz tüketiminin karnınız ve karaciğerinizdeki yağ depolanmasını arttırdığını göstermektedir. Yüksek miktarda fruktoz içeren içecek alımı, metabolizma hızını azaltabilir, göbek ve karaciğerinizde yağ depolanmasına yol açabilir.


6. Direnç egzersizi eksikliği
Ağırlıklar ile egzersiz yapmak, metabolizmanızın yavaşlamasını önlemek için harika bir yoldur. Direnç egzersizlerinin sağlıklı kişilerde olduğu kadar kalp hastalığı olan, fazla kilolu veya obez olanlarda da metabolik hızı arttırdığı bilinmektedir. Vücudunuzdaki yağsız kütlenin çoğunu oluşturan kas kütlesini arttırır. Daha yüksek miktarda yağsız kütleye sahip olmak dinlenme sırasında yaktığınız kalori miktarını (bazal metabolizma) önemli ölçüde artırır. Az miktarda yapılan direnç egzersizleri bile enerji harcamalarını arttırır. Herhangi bir direnç egzersizi yapmamak, özellikle kilo verme sırasında metabolik hızın düşmesine neden olabilir.
Son not

Metabolizmanızı yavaşlatan yaşam tarzı davranışlarında bulunmak, zamanla kilo alımına neden olabilir. Onları mümkün olduğunca önlemek veya en aza indirgemek en iyisidir. Birçok basit aktivite kilo vermenize yardımcı olmak için metabolizma hızınızı arttırabilir.
Devamı

27.2.19

Ömrü uzatan 5 özel besin


Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, ortalama yaşam süresi 72 yıl civarı olarak biliniyor. Ancak sağlığınızı ve yaşlanma sürecinizi olumlu veya olumsuz yönde neyin etkileyeceğini biliyorsanız, daha sağlıklı olabilirsiniz. Bu süreçte 114 yaşına kadar yaşamış Bernando LaPallo'nun tükettiği 5 özel besini sizinle paylaştık. İşte ömrü uzatan o yiyecekler...

Tarçın


Tarçın sadece lezzeti ile bilinmez, aynı zamanada güçlü tıbbi özelliklere sahiptir. Kanser, kalp hastalıkları ve bakteriyel enfeksiyonlarla baş etmede birebirdir. Ayrıca HIV virüsü ile mücadelede yardımcı olur.







Çikolata


Her şeyin fazlası zararlı olduğu gibi çikolatanın da fazlası sağlığımız açısından zararlar taşıyor.Ancak doğru çikolata tüketimi, kolesterol seviyesini düşürüyor, zihni güçlendiriyor ve stresi azaltmaya yardımcı oluyor.





Sarımsak


Çağın hastalığı olarak bilinen alzheimer riskini sarımsak ile düşürebilirsiniz. Bunun dışında kalp yetmezliği riskini ve vücuda detoks etkisi yaratan sarımsak, mutfağınızın vazgeçilmez besinlerinden biri olmalıdır.





Doğal bal


Tıpta beş bin yıldan fazla süredir kullanılan bal, birçok sağlık problemi için doğal bir iyileştirme ilacı olarak biliniyor. Antiseptik, antioksidan ve antibakteriyel özelliklere sahip olan balı beslenme listenize mutlaka ekleyin.



Zeytinyağı


Çoğu uzmanın önerdiği sızma zeytinyağı, sağlığımız açısından birçok yararı vardır. Beynimizi ve kalbimizi sağlıklı tutan zeytinyağı doymamış yağlar bakımından zengindir. Zihnin işlevini olumlu yönde etkiler ve çok miktarda antioksidan içerir. Ayrıca tip 2 diyabet ve kanser riskini azaltır.
Devamı

27.1.19

Bebeklerde Kabızlık: Neden Olur, Nasıl Giderilir?

Bir anne ya da bir baba olarak büyük bir ihtimalle bebeğinizin her bir gülüşünü, hıçkırığını ve ağlaması dikkatlice inceliyor, her bir tepkisini onun iyi ya da kötü olduğuna dair bir işaret olarak algılıyorsunuz. Bebeğinizde oluşabilecek bazı sağlık sorunlarını tespit etmek ise sandığınızdan daha zorlayıcı olabilir; özellikle bebeklerde kabızlık gibi.
Bebeklerde kabızlık, her anne-babanın korkulu rüyası olmakla birlikte bebek bakım sürecinde sıklıkla karşılaşabileceği bir durumdur. Bebeğinizin sindirim hareketleri, o geliştikçe onunla birlikte gelişecek ve değişecektir. Bunun sonucunda ishal ve kabızlık gibi iki farklı uçta yer alan sindirim sistemi problemlerine bile belirli dönemlerde maruz kalabilir. Bebeklerde kabızlık sorununu tespit etmek ve giderebilmek için kabızlık belirtilerini iyi ayırt etmeli, bu tip bir sorun ile her zaman karşılaşabileceğinizin farkında olarak hazırlıklı olmalı ve doktorunuzdan da tavsiye alarak en güvenilirbebeklerde kabızlık çözümlerine başvurarak bebeğinizi tekrar rahatına kavuşturmalısınız. Bebeklerde kabızlık nasıl giderilir, neden olur ve bilinçli bir ebeveyn olarak bu gibi durumlarda ne yapmalı, hepsi bu yazıda.

Bebeklerde Kabızlık Nedenleri

Bebeklerin kabız olma riski, aslında sandığınızdan daha yüksektir. Özellikle katı gıdaya geçiş sürecinde olan ve sindirim sistemine ilk defa anne sütünden farklı bir besin dahil eden bebeğiniz, bu değişimi ister istemez bağırsak hareketlerine de yansıtacaktır. Elbette her bebeğin sindirimi ve metabolizması birbirinden farklıdır; bazı bebekler 0-2 yaş döneminde hiç kabızlık belirtisi göstermeden rahat bir sindirim süreci gösterebilir. Bazıları ise diğer minik akranları kadar şanslı olmayabilir. Bebeklerde kabızlık sorunu, pek çok farklı sebepten dolayı meydana gelebilir:
  • Katı Gıda: Bebeğiniz katı gıda tüketimine geçtiği dönemde hafif bir kabızlık sorunu ile karşı karşıya kalırsa bu sizi şaşırtmasın. Bebeklere özel pirinç gevrekleri gibi karbonhidrat yüklü katı gıdalar, lif içeriği bakımından yeterince zengin olmadığı için bağırsakların standart çalışma hızına ket vurabilir.
  • Anne Sütünü Kesme: Anne sütünü ufak ufak kesmeye başladığınızda bebeğinizde bir miktar dehidrasyon oluşacağı için kabızlık belirtileri gösterebilir.
  • Bebek Maması: Tıpkı katı gıdaya geçişte olduğu gibi, bebek mamasına geçişte ya da anne sütüne ek olarak ek gıda kullanımında bebeğinizin bağırsakları alışma sürecine geçebilir. Sadece ve sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde kabızlık çok nadir olarak görünürken özellikle protein yüklü mama takviyesi alan bebeklerde daha sık kabızlık belirtilerine rastlanabilir.
  • Susuz Kalma: Eğer bebeğinizde dehidrasyon, yani yetersiz su tüketimi durumu oluşursa, vücudu bu sefer tükettiği gıdalardan ve bağırsaklarındaki atıklardan sıvı temin etmeye çalışır. Bu da ilermesi güç, sert ve kuru dışkıya neden olur.

Bebeklerde Kabızlık Belirtileri Nelerdir?

Bebeklere kabızlık için herhangi bir çözüm aramaya başlamadan önce bebeğinizde gerçekten kabızlık olup olmadığını tespit edebilmeniz gerekir. Eğer bebeğiniz aşağıdaki semptomlardan bir veya birden fazlasını gösteriyorsa, büyük bir ihtimalle kabızlık çekiyor demektir:
  • Seyrek (en az 48+ saat) bağırsak hareketleri
  • Tuvalete çıkarken ıkınma
  • Dışkıda kan
  • Sert bir karın
  • İştahsızlık
  • Çabuk doyma, yemek yemek istememe

Bebeklerde Kabızlık Nasıl Geçer?

Eğer siz de bebeklerde kabızlık sorunu ile karşı karşıya kalıyorsanız ve kendinizi sık sık “Bebeklerde kabızlığa ne iyi gelir?” sorusuna cevap ararken buluyorsanız, bu yöntemleri deneyebilirsiniz:
  • Egzersiz: Eğer bebeğiniz emekleme yaşına geldiyse onu birkaç emekleme turu yapmaya teşvik edin. Henüz emeklemiyorsa onu sırt üstü yatırın ve bacaklarına bisiklet hareketi uygulayın. Bu sirküler egzersiz bağırsaklarının canlanmasına yol açacaktır.
  • Masaj: Bebeklerde kabızlık çözümleri arasında en etkili yollardan bir tanesi, bebeğinizin karnına masaj yapmaktır. Bağırsaklarının bulunduğu karın kısmına parmak uçlarınızla yumuşak ancak kuvvetli bir baskı uygulayın. Bu hareketi en az 3 dakika boyunca aralıksız olarak yapın.
  • Mama Değişimi: Eğer bebeğinizdeki kabızlık sorununun tükettiği mamadan kaynaklandığından şüpheleniyorsanız ya kullandığınız bebek maması markasını değiştirmeyi ya da mama tüketimini azaltmayı deneyin.
  • Erik Kurusu Suyu Tüketimi: Eğer bebeğiniz 4 haftasını doldurduysa beslenme rejimine erik kurusu suyu ekleyin. Erik kurusu, doğal bir laksatif görevi görerek bağırsaklardaki tıkanıklıkların ve sertliklerin açılmasına ön ayak olabilir. Bebeğiniz erik suyunun tadını beğenmediyse elma suyu ya da armut suyu da deneyebilirsiniz.
  • Katı Gıdayı Azaltma: Bebeğiniz katı gıda tüketiyorsa pirinç, muz ve haşlanmış havuç gibi kabızlık yaratabilecek gıdaların tüketimini kesin. Bunların yerine bebeğinizin diyetine kayısı, brokoli, kabuksuz elma, şeftali, armut ve kuru erik gibi sindirim sistemini harekete geçirecek gıdaları dahil edin.
  • Daha Fazla Sıvı Tüketimi: Düzenli bağırsak hareketleri için yeterli sıvı tüketimi çok önemlidir. Bebeğinizin yeteri kadar sıvı alması için bol su ve anne sütü tüketimi idealdir. 6 aylık bebeklerde kabızlık sorununu gidermek için ise yukarıda bahsi geçen meyvelerin suyu sıkılıp diyetine eklenebilir.
  • Doktora Danışmak: Bebeklerde kabızlığa ne iyi gelir sorusunun en sağlıklı ve doğru cevabını elbette çocuk doktorunuz verecektir. Bebeklerde kabızlık için fitil ya da benzeri bir ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışın ve onun konu ile ilgili tavsiyelerine kulak verin.
Devamı

21.1.19

En yaygın 3 gıda intoleransı


En yaygın 3 gıda intoleransı

Gıda intoleransı nedir? En yaygın görülen gıda intoleransı tipleri, belirtileri ve uzak durulması gereken gıdalar...


Bazı alerjilerin aksine, gıda intoleransları hayatı tehdit edici değildir. Ancak, etkilenenler için çok sorunlu olabilirler. Gıda intoleransları ve hassasiyetleri son derece yaygındır. Dünya nüfusunun %20'sinde en az bir gıda intoleransı olabileceği tahmin edilmektedir. Gıda intoleransı ve duyarlılıklarının geniş belirti yelpazesi nedeniyle teşhisi zor olabilir.



Gıda intoleransı nedir
"Gıdaya karşı aşırı duyarlılık” terimi, hem gıda alerjilerini hem de gıda intoleranslarını ifade eder. Gıda intoleransı, bazı belirtiler benzer olsa da, besin alerjisi ile aynı değildir. Gıda alerjileri ve gıda intoleranslarını birbirinden ayırmak zor olabilir. Bir gıda intoleransınız varsa, belirtiler genellikle besini tükettikten sonraki birkaç saat içinde başlar. Ancak belirtilerin başlaması 48 saati bulabilir ve saatlerce veya hatta günlerce sürebilir. Bu durum rahatsız edici gıdaları belirlemeyi zorlaştırır. Duyarlı olduğunuz gıdaları sık sık tüketirseniz, semptomları belirli bir gıda ile ilişkilendirmek zor olabilir. Besin intoleransı semptomları değişmekle birlikte, en sık sindirim sistemi, cilt ve solunum sistemi problemlerini içerir.



En yaygın belirtiler
- İshal

- Şişkinlik

- Ciltte kızarmalar

- Kurdeşen

- Baş ağrısı

- Mide bulantısı

- Yorgunluk

- Karın ağrısı

- Burun akması

- Reflü
Gıda intoleransı genellikle, rahatsız edici gıdaları daraltmak için özel olarak tasarlanmış eleme diyetleri veya diğer test yöntemleri ile teşhis edilir.


İşte en yaygın 3 gıda intoleransı:




1. Süt


Laktoz, süt ve süt ürünlerinde bulunan bir şekerdir. Vücutta laktozun uygun şekilde sindirilmesi ve emilmesi için gerekli olan laktaz adı verilen bir enzim tarafından parçalanır. Laktoz intoleransı, laktozu sindirememeye neden olan ve sindirim problemlerine yol açan laktaz enzimlerinin yetersizliğinden kaynaklanır.

Laktoz intoleransı belirtileri:

- Karın ağrısı

- Şişkinlik

- İshal

- Gaz

- Mide bulantısı

Laktoz intoleransı oldukça yaygındır. Dünya nüfusunun %65'inin laktozu sindirmekte zorlandığı tahmin edilmektedir. Bir laktoz tolerans testi, laktoz nefes testi veya dışkı PH testi dahil olmak üzere çeşitli yollarla teşhis edilebilir. Laktoz intoleransınız olduğunu düşünüyorsanız, süt ve dondurma gibi laktoz içeren süt ürünlerinden kaçının.



2. Kafein

Kafein; kahve, soda, çay ve enerji içecekleri dahil olmak üzere birçok çeşitli içeceklerde bulunan acı bir kimyasaldır. Bu bir uyarıcıdır, yorgunluğu azaltır ve tüketildiğinde dinçliği arttırır. Yetişkinlerin çoğu, herhangi bir yan etkisi olmadan günde 400 mg kadar kafeini güvenle tüketebilir. Bu, yaklaşık dört fincan kahvenin içindeki kafein miktarıdır. Bununla birlikte, bazı insanlar kafeine karşı daha hassastır ve küçük bir miktar tükettikten sonra bile reaksiyonlar yaşarlar. Kafein duyarlılığı, bir kafein alerjisinden farklıdır.

Kafeine aşırı duyarlılığı olan kişiler, az miktarda kafein içtikten sonra aşağıdaki belirtileri yaşayabilirler:

- Hızlı kalp ritmi

- Anksiyete

- Sinirlilik

- Uykusuzluk

- Huzursuzluk

Kafeine duyarlılığı olan kişiler, kahve, soda, enerji içecekleri, çay ve çikolata gibi kafein içeren yiyecek ve içeceklerden kaçınarak tüketimlerini en aza indirmelidir.


3. Glüten


Glüten; buğday, arpa ve çavdarda bulunan proteinlere verilen genel isimdir. Çölyak hastalığı, çölyak dışı glüten duyarlılığı ve buğday alerjisi dahil olmak üzere çeşitli rahatsızlıklar glutene bağlıdır. Çölyak hastalığı olan kişiler glüten tükettiklerinde, sindirim sistemine ciddi zararlar verebilirler. Buğday alerjileri, benzer semptomları nedeniyle genellikle çölyak hastalığı ile karışır.

Birçok kişi çölyak hastalığı veya buğday alerjisi için negatif testler yapsa bile rahatsız edici semptomlar yaşar. Buna çölyak olmayan glüten duyarlılığı, yani daha hafif bir glüten intoleransı denir. Çölyak olmayan glüten duyarlılığının belirtileri, çölyak hastalığına benzerdir ve bu şekilde ortaya çıkabilirler:

- Şişkinlik

- Karın ağrısı

- İshal veya kabızlık

- Baş ağrısı

- Yorgunluk

- Eklem ağrısı

- Deri döküntüsü

- Depresyon veya anksiyete

- Anemi
Devamı

15.1.19

Sağlıklı bir KALP için 10 ipucu



Dünyada ve ülkemizde kalp sorunları kanserle birlikte en önde gelen hastalıklardır. Kalp hastalıkları ile mücadele yıllarca sürebilmekte ve kişi için dayanılmaz olabilmektedir. Herkes kalp hastalığı riski taşımaktadır.


İşte sağlıklı bir kalp için 10 ipucu...



- Sigarayı bırakın.

- 18-25 arası beden kitle indeksi (BKİ) ile sağlıklı bir ağırlık ve vücut şekline sahip olun.

- Günde 5 porsiyon sebze tüketmeyi hedefleyin. Sebzeli çorba gibi yemekleri diyetinize ekleyin. En sevdiğiniz yemek tariflerine fazladan sebze ekleyerek yemeyi deneyin.

- Daha fazla yağlı balık yiyin. Somon, ton balığı, uskumru, sardalya tüketin. Haftada 3 kez balık yemeyi hedefleyin.

- Aktif olun. Günde en az 30 dakika yürüyüş yapın. Asansör yerine merdivenleri kullanmak veya otobüsten birkaç durak erken inip geri kalan yolu yürümek gibi basit değişiklikler yapın.

- Tuza dikkat edin. Günde 5-6 gram (1 çay kaşığı) tuzdan fazla yememelisiniz. Ancak işlenmiş gıdalar tüketirseniz günlük tuz limitini aşmak kaçınılmaz olur. Kendi yemeklerinizi mümkün olduğunca sıfırdan yapmak, ne kadar tuz ekleyeceğinizi kontrol ettiğiniz anlamına gelir.

- Alkolü en aza indirin ve tamamen bırakmayı hedefleyin.

- Stresi yenmeye çalışın. İnsanları dinlemeye ve başkalarına bir şeyler anlatmaya zaman ayırın. Bunu uzun bir yürüyüşle birleştirmek, daha fazla egzersiz yapmanıza yardımcı olacaktır. Kalbiniz size iki kez teşekkür edecek.

- Özellikle süt yağlarını azaltarak yediğiniz yağ miktarını azaltın. Bu kolesterolünüzü azaltmaya yardımcı olacaktır. Bisküvi ve kek gibi aşırı yağlı besinlerden kaçının. Marketten bir gıda satın alacağınızda besin değeri etiketlerini okuyun.

- Düzenli sağlık kontrolü yaptırınız. Özellikle 40 yaş ve üzerinde her sene check-up yaptırmanız faydalı olacaktır. Ancak aile öykünüzde kalp hastalığı veya felç geçmişiniz varsa 40 yaş öncesinde de düzenli check-up yaptırın
Devamı

14.1.19

Gece yenildiğinde daha faydalı olan besinler


Gece tüketildiğinde bazı besinler sağladıkları faydanın 2 katını sağlarlar. Yapılan araştırmalarda bazı besinlerin gece yatmadan önce tüketildiğinde vücudu hastalıklara karşı daha dirençli yapıldığı görülmüştür. Peki gece yenildiğinde daha faydalı olan besinler nelerdir? Sizler için bu besinleri ve sağladıkları faydaları araştırdık.




DOMATES
Gün içerisinde tükettilen bazı besinler vücutta hem iltihaplanma hem de su tutar. Bu durumu engellemek için bol miktarda antioksidan bulunduran domates, gece yatmadan önce tüketilebilir.


KUŞKONMAZİçerdiği folik asit sayesinde bağışıklığı güçlendirir ve gece vücut ısısının ani düşmelerini önleyer. Karaciğerde bulunan toksinleri idrar yolu ile atar.

PAPATYA ÇAYI

Gece yatmadan önce bir bardak papatya çayı içerek gün boyu tüketilen besinlerin zararlı olan hücrelerini yok etmek ve beyin sağlığını destekler. İçerdiği amino asit sayesinde vücutta dolaşan serbest radikkali hücreleri azaltır. Daha az stresli uyanmanıza yardımcı olur.

BAL
Doğada bulunan en sağlılı doğal ilaç olan bal, vücudu hastalıkların yanı sıra kanserden de korur. Diş sağlığındna beyin sağlığına kadar hemen hemen her yere faydası olan balı gece yatmadan önce bir kaşık tüketilmesi daha faydalı olacaktır. Sindirimi ve sinir ditemlerini düzenleyerek iyi bir uyku çekmenizi sağlarken daha rahat uyanmanızı sağlar.

ENGİNAR

Enginar içerdiği maddler sayesinde vücutta detoks etkisi yapar. Vücutta birikmiş serbest radikalleri idrar yolu ile atar. Gece hücre yanilenmesine geçen vücudun daha sağlıklı bu işemi yapmasını destekler.

ZEYTİN YAĞI

Oleik uçucu yağ asidi barındıran zeytin yağı karın bölgesinde biriken yağları parçalamada etkilidir. Gece yatmadan tüketilen bir kaşık zeytin yağı hem sindirimi hem metobolizmayı düzneler hem de karın yağlarının erimesini hızlandırır.

MARUL

Yapılan araştırmalarda günlük yedi yaprak tüketilen marul vücudun ihtiyacı olan A vitaminini sağlar. Ayrıca marul gece tüketildiğinde etkisinin daha fazla olduğu ortaya çıkarılmıştır. Vücudun gece hücreleri yenilediği sırada A vitaminin yüksek olması daha sağlıklı ve hızlı bir yenilenmeyi destekler.

KARPUZ

Lif ve su oranı fazla olan karpuz, gece tüketildiğinde sindirimi düzneler vücudun ihtiyacı olan sıvı oranını karşılar. C vitamini bakımından zengin olan karpuz ayrıca mide iltihaplanmasını da önler.
Devamı

Hergün 2 Kase yoğurt yemenin faydaları



Yapılan bir araştırmada ev yapımı yoğurdun inanılmaz faydaları olduğu ortaya çıktı. Her gün tüketilen iki fincan ev yoğurdunun mucize faydaları uzmanları bile şaşırttı. İşte her gün 2 fincan ev yoğurdu tüketirseniz...

Hassas bağırsak sendromu yaşayan hastaların katılımı ile gerçekleştirilen araştırma 6 ay sürdü. 6 ay boyunca her katılımcı ev yapımı yoğurttan 2 fincan tüketti. Dünyada ilk kez böyle bir araştırma yapıldı. Araştırmanın sonucu birçok uzmanı şaşırttı. Katılımcıların yüzde 90'ı araştırma sonucu yaşadıkları hassas bağırsak sendromunun semptomlarının kaybolacak kadar azaldığını söyledi. Ayrıca günlük bağırsak hareketlerinin de düzeldiğini ifade ettiler.

HASSAS BAĞIRSAK SENDROMU NEDİR? BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hassas bağırsak sendromu en yaygın görülen rahatsızlıktır. Karın şişliği, kabızlık, gaz ve ishal gibi belirtilerle kendini gösteren hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Nedeni tam olarak bilinmese de uzmanlar tarafından kalın bağırsakta gelişen anormal işleyişten kaynaklanıyor olabileceği düşünülüyor. Bu sorun dışkılamanın kıvamını kalınlaştırdığından ya da tam tersi sıvılaştırdığından karın ağrıları ile seyir gösterir.



EV YOĞURDUNUN İNANILMAZ FAYDASI

Araştırmanın en önemli ayrıntısı ise günlük süt ile evde yapılan yoğurt olmasıdır. Ev yapımı yoğurtta daha fazla yararlı bakteri bulunur. Bu bakteriler bağırsak florasının ve çeşitliliğini artırmaya destek olur.



EVDE YOĞURT NASIL MAYALANIR?

1 litre süt
1 kaşık yoğurt
Çay kaşığının ucuyla tuz


Süzdüğünüz sütü kısık ateşte kaynayana kadar pişiriniz. Köpürmeye başlayınca kepçe yardımıyla havalandırarak karıştırınız. Kaynayan sütün üçte biri azalana kadar bu şekilde karıştırarınız. Ocaktan alıp soğumaya bırakın. 10-15 dakika istenilen sıcaklığa gelene kadar bekletin. Bir kabın içine yoğurt ve tuzu ekleyip pürüzsüz olana kadar karıştırınız. Tenceredeki sütün içine ilave ediniz. Daha sonra iyice karıştırınız.
Cam yoğurt kaplarına döküp kapağını kapatmadan 10-15 dakika civarında 50
derecede çalıştırıp kapatılan fırına koyun. Fırının kapağını hiç açmadan 5 saat bekletin. Sürenin sonunda yine ağzı açık olarak buzdolabına koyun. 10 saat süreyle buzdolabında bekletip kapağını kapatın.
Devamı

Topuk dikeni bitkisel tedavi



Topuk dikeni (Plantar fassit) oldukça yaygın görülen, adım atmayı ve yürümeyi zorlaştıran bir ortopedik rahatsızlıktır ve gözardı edildiğinde ciddi sorunlara neden olabilmektedir.


Topuk dikeni özellikle uzun süre ayakta kalan, tabanı sert ayakkabılar giyen kişiler için daha büyük risk oluşturur. Tedavi edilmediği takdirde, sizin yürüyüş şeklinizi değiştireceği için; ayak, diz, kalça ve sırt problemleri yaşanabilir.


Topuk dikeni nasıl tedavi edilir?

Kesinlikle tedavi aşamasında en önemli olan istirahat gereklidir. Ve gün içerisinde ağrıyan bölgeye 2 – 3 kez 15 dakika soğuk buz uygulaya bilirsiniz. Mutlaka doktorla görüşmelisiniz gerekli ilaç tedavileri ile kısa sürede iyileşmesini sağlayacaktır.

Uzun sureli ayakta durmaktan kaçınmalı en önemlisi kaliteli, sağlıklı tabanı yumuşak ortopedik ayakkabı kullanmalısınız.

Fazla kilonuz varsa zayıflamanız da bu rahatsızlıktan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.


En önemlisi kaliteli, sağlıklı tabanı yumuşak ortopedik ayakkabı kullanmalısınız.

Egzersizler de yaparak bu süreci hızlandırabilirsiniz. Oturur pozisyonda bir ayağınız yerde diğer ayağınızı karşı duvara uzatarak 15 -20 saniye bekleyiniz 20 defa bu şekilde uygulama yapabilirsiniz. Ve ayağınızın rahatladığını göreceksiniz.


Topuk dikeni bitkisel tedavi:


1 kova sıcak suya 1 çay bardağı kekik koyularak ılıması bekledir, daha sonra bu karışıma ayağınızı 45 dakika kadar beklettikten sonra çıkarabilirsiniz, ayağınızın rahatlamasını ve yumuşamasına yardımcı olacaktır.


1 litre sıcak şu içerisine 1 yemek kaşığı vicks koyuyoruz daha sonra bu karışımda ayağımızı 30 dakika bekletiyoruz, çıkardıktan sonra ayağımızı streç film ile sarıyoruz, sabaha kadar bekledikten sonra streç filmi çıkarıp havlu ile ayağımızı kurulamamalısınız, çorap giyip güne başlayabilirsiniz.

Eşit miktarda nane yağı ve kekik yağını karıştırıp topuk dikeninin olduğu bölgeye haftada 2 – 3 kez uygulayabilirsiniz, ayağınızdaki ağrıları dindirecektir.


4 adet elma kabuğunu 1 litre suda kaynatarak, yarım saat demlenmeye bırakılır, elma kabukları süzüldükten sonra günde 2 kez içebilirsiniz vücut içerisinde oluşan ödemleri temizleyecektir.
Devamı

Bu karışım antibiyotikten 10 kat daha güçlü



Soğuk algınlığından tansiyona birçok hastalığın şifası olan 3 malzemeli karışımın tarifi.
Mevsim sonbahar, havalar bir sıcak bir soğuk. Bu da hastalıklar kapımızda demek. Yaşanılan her rahatsızlıkta alınan antibiyotiklerin ise vücuda faydadan çok zararı olduğunu bütün uzmanlar anlatıyor. Peki hasta olmamak için ya da hastalıktan kurtulmak için ne yapmak gerekiyor? İşte bir çok hastalığın şifası olan 3 malzemeli karışım.

Her şeye iyi geliyor
Birçok hastalıkta olumlu etki gösteren bu karışımın, aç karınla tüketilmesi önerilmektedir. Bu karışım yüksek tansiyondan astıma, soğuk algınlığından halsizliğe hatta kansere bile olumlu yönde etki sağlanabilmektedir. Yapılan çalışmalar bu karışımı düzenli olarak 2 hafta boyunca tüketmiş olan yüksek tansiyon hastalarının, kötü kolesterol düzeylerinin önemli seviyede düştüğünü göstermiştir.





Malzemeler:

- 1 çay bardağı süzme bal (Mümkünse organik)
- 10 diş sarımsak
- 1 çay bardağı kadar elma sirkesi



Yapılışı:

Malzemeleri blender kabına koyun ve 1 dakika süreyle karıştırın. Hazırlamış olduğunuz karışımı, cam bir kavanozun içine alın ve kapağı kapalı olacak şekilde buzdolabında saklayın. Sirke bal sarımsak kürünü maksimum 5 gün içinde düzenli aralıklarla tüketmeniz gerekmektedir. Çünkü karışımın bozulma riski bulunmaktadır. 5 günlük süre dolduysa tüketmeyip yenisini hazırlamanız gerekmektedir.




Nasıl tüketilmeli?
Bu karışımı tüketirken farklı seçeneklerden yararlanabilirsiniz. Arzu ederseniz, sabahları aç karnına 1 tatlı kaşığı alabilir; arzu ederseniz de suyun içine ekleyerek tüketebilirsiniz. Bu karışımın en etkili şekilde kullanılabilmesi için aç karınla tüketilmesi önerilmektedir. Bu şekilde, yüksek tansiyon rahatsızlığı yaşayan kişilerde, 2 hafta düzenli kullanım sonrasında kötü kolesterol değerlerinin düştüğü görülmüştür. Güvenle tüketilebilir. Ancak uzman kontrolünde kullanımı önerilir.
Devamı

Gül suyunun faydaları



Bitkisel, doğal ve hoş kokulu olması sebebiyle yüzyıllardır kullanılan gül suyu, taze gül yapraklarının damıtılması ile oluşturulur. Zengin içeriği sayesinde pek çok sağlık sorunu için kullanılmaktadır.


Gül suyu Asya'da, Avrupa'da, Orta Doğu'da, aslında dünyanın her bir yerinde üretilmekte, kullanılmakta, tüketilmektedir. Çok eski zamanlarda gül ve gül suyu, tıbbi olarak, besin olarak ve parfüm olarak kullanılmıştır. Eski Yunan, Romalılar ve Fenikeliler döneminde, gül bitkisinin geniş ölçekte tarımda yeri olmuştur. Hatta bu güzel kokulu gül yapraklarından elde edilen gül suyunun parfüm olarak kullanımının Persliler zamanına kadar uzandığına dair de kanıtlar bulunmaktadır.

Ayrıca gül suyu Hindistan dolaylarında göz damlası şeklinde gözleri temizlemek için kullanılıyor. Yine bu bölgede kış aylarında nemlendirici olarak kullanılırken geleneksel olarak düğünlerde davetli olarak gelen misafirlere hoş bir koku olarak sunuluyor.

Özellikle Müslümanlarda, sonrasında Hindularda dini ayinlerde gül suyu kullanılıyor. Müslümanlar genellikle, zemzem suyu ile gül suyunu karıştırarak kullanırken, Hıristiyanlarda ise daha çok Doğu Ortodoks Kilisesi gül suyunu ayinlerde figür olarak kullanıyor.

Dünyada bu kadar geniş kullanımı olan gül ve gül suyu; sitrik asit, fruktoz, niasin, pantotenik asit, piridoksin, riboflavin, tiamin, sodyum, potasyum, kalsiyum, demir, magnezyum, manganez, çinko, lif, protein, folat, A, B3, C, D ve E vitaminleri içermektedir.




Gül suyunun faydaları


  • - Gül suyunun, iltihap giderici özelliği vardır.

  • - Cildin erken yaşlanmasını engeller.

  • - Cildin alt katmanlarına inerek oluşan yağ ve kiri temizler tekrar oluşmasını önler.

  • - Peeling sonrası oluşan gerginliği,kuruluğu ve kaşıntıyı alır.

  • - Her cilt tip için uygundur.

  • - Ciltte oluşan kızarıklığı giderir.

  • - Mat bir cilde sahipseniz, gül suyu ile daha canlı ve parlak bir cilde sahip olabilirsiniz.

  • - Düzenli olarak kullanıldığında akne ve sivilce oluşumunu önler

  • - Rahat bir uyku uyumanızı sağlar.

  • - Rahatlatıcı ve stres giderici etikisi vardır.

  • - Gül suyu kokusu ile çok daha zinde olursunuz.

  • - Gün boyu cildinizde biriken yağlardan gül suyu ile kurtulabilirsiniz.

  • - Saçların gür ve sağlıklı şekilde uzamasını sağlar. Bunun için şampuanınıza biraz gül suyu eklemeniz yeterli olacaktır.

  • - Bakteriyel enfeksiyonlara karşı iyi gelir.

  • - Gül suyu düzenli kullanımda cildin fazla yağ üretimine engel olur.

  • - Cilt lekelerini zamanla açar ve daha berrak bir cilt rengine kavuşmanıza yardımcı olur.

  • - Egzama ve mantar gibi cilt hastalıklarının neden olduğu kuruluk ve kaşıntıya iyi gelir.

  • - Cildin PH dengesini gül suyu ile koruyabilirsiniz.

  • - Makyaj öncesi cilde sıkılarak cilt yatıştırılır, kızarıklar giderilir ve makyaja daha pürüzsüz bir zemin hazırlanır.

  • - Göz altındaki morluk ve şişliklerden rahatsızlık duyanlar gül suyu kullanmalıdır.

  • - Gül suyunu ağız gargarası olarak kullanırsanız, dişleriniz güçlenir. Ayrıca ağız kokusu probleminiz ortadan kalkar.

  • - Kan dolaşımını güçlendirmek ve selülitten kurtulmak için gül suyu kullanabilirsiniz.

  • - Düzenli gül suyu kullanımı yaşlanmayı geciktirir, cildin esnek yapısını korur. Böylece kırışıklıklardan kurtulabilirsiniz.

  • - Ciltte oluşabilecek ve mevcut olan iltihaplı durumlar ile mücadele eder.

  • - Gül suyu doğal bir saç yumuşatıcı olarak kabul edilir.

  • - Gül suyu diş sağlığına iyi gelir. %100 doğal gül suyu ile ağız gargarası yaparak hem ağız kokusundan ve bakterilerden kurtulabilir hem de dişlerinizi daha parlak hale getirebilirsiniz.

Devamı

5.11.18

Yüksek proteinli diyetler



Bugünlerde "yüksek proteinli diyetler" son derece popüler, bu etseverlerin çok hoşuna gitse de, yüksek proteinli diyetlerin ne kadar sağlıklı olduğu tartışılıyor
Ülkemizde ve dünyada pek çok kişi kilo vermek amacıyla, çeşitli beslenme programları uyguluyor. Bu diyetler genelde yüksek yağlı diyetten kaçınıp yüksek proteinli beslenmeyi hedefliyor.




Günümüzde, obezitenin sağlık sorunu olmasında, yüksek proteinli diyetlerin etkisine değinen Lotus Obezite Cerrahisi Kliniği Doktoru Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kaplan Baha Temizgönül, kişi aşırı protein alıyorsa ve iyi egzersiz yapmıyorsa, proteinin fazlasının, vücutta yağa dönüştüğüne dikkat çekti ve yüksek proteinli diyetler hakkında bilgi verdi ve sağlıklı diyet/protein oranları ile ilgili şöyle konuştu: "Proteinler; vücuda enerji sağlamalarının yanı sıra hücrelerin esas öğeleridir. Besinin vücutta kullanılmasında görev alan enzimlerin ve bazı hormonların da yapısını oluşturur. Protein gereksinimi, diyetin enerji değeri için önemlidir. Günlük almanız gereken enerjinin %20'sinden fazlasını proteinlere ayırıyorsanız, yüksek proteinli besleniyorsunuz demektir. Yapılan araştırmalar, yüksek proteinli diyetlerin, düşük proteinli diyetlere kıyasla altı ay gibi bir zamanda kilo vermekte etkili olduğunu gösterir.Proteini yüksek diyetin glisemik yükü (Alınan şeker miktarına göre pankreası yorması) de düşüktür, tokluk duygusu geliştirir, besinlerin yakılarak ısıya dönüşümü hızlanarak enerji harcaması artar. Buna rağmen, günümüzde kilo vermek amacıyla kullanılan yüksek protein tüketimi, obezitenin sağlık sorunu olmasında etkilidir, çünkü dengeli beslenmede karbonhidrat ve yağdan gelen oranlarda önemlidir.”


Bir porsiyonda ne kadar et olmalı


Yeterli ve dengeli beslenmede, karbonhidrat, protein ve yağdan gelen oranların önemine değinen Op. Dr. Kaplan Baha Temizgönül, sağlıklı beslenmede tüketilmesi gereken proteinler hakkında şöyle konuştu: "Özellikle hayvansal kaynaklı proteinler aynı zamanda yağ ve kolesterol içerir. Bu yüzden dikkatli tüketilmesi gerekir. Sağlıklı bir diyetin protein, karbonhidrat, yağ yüzdeleri ele alındığında, besin ögelerinin dengesiz alımının sağlık üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bu yüzden öğünlerimizi planlarken poteinin yaklaşık 2 katı karbonhidrat ( Meyve, sebze) ve az da olsa sağlıklı yağlardan (Zeytinyağı, balık yağı) tüketmek gerekir. Dengeli beslenmek için her bireyin, vücut ağırlığının her bir kg için 0.8 ile 1.1 gram arasında protein tüketmesi gerekir. Örneğin 70 kg olan bir kadın, 60 -70 gram arasında protein alabilir. Ancak yüksek proteinli diyetlerde bu miktar 120 -130 grama kadar çıkabiliyor. Kişi aşırı protein alıyorsa ve iyi egzersiz yapmıyorsa proteinin fazlası vücutta yağa dönüşüyor.”



Doğru ve yeterli protein nedir


Diyetisyen Hatice Gürgen ise protein seçiminde mümkün olduğunca az yağlı olanlarını seçmek gerektiğini belirtti. En iyi protein kaynaklarının yağsız etler, balık, yağsız süt ürünleri olarak sıralanabilir dedi. Gürgen; bu besinleri kızartmamak gerektiğini, kızartılmış yiyeceklerle lezzet arttırılabilir fakat beraberinde yağ oranını da çok arttığına dikkat çekti ve az yağlı tüketmek gerektiğini sözlerine ekledi.
Devamı

3.7.18

Bu kahve ile çatır çatır kilo vereceksiniz

İştahınızı kapatarak hızlı bir şekilde yağ yakmak ister misiniz? İşte bu kahve tam da size göre. İştanızın kapanarak fazla yemek yeme isteğinin yok olmasına neden olan kahve aynı zamanda idrar söktürücü etkiye de sahiptir. Su ile beraber tüketildiğinde ise vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Kullanacağımız süt ise kan şekerini düzenler ve metabolizmayı hızlandırır. Saydığımız bu nedenlerin hepsi vücuttaki yağ yakımını hızlandıracaktır.

 1 tatlı kaşığı kahve çekirdeği
 1 adet çubuk tarçın
 1 bardak süt

 Nasıl hazırlanır?  
Sütün içerisine çubuk tarçını koyun ve bir gece bu şekilde bekletin. Sabah kalktığınızda sütün içerisine kahveyi de ekleyerek bir taşım kaynatın. Ara öğünlerde bu kahveyi tüketebilirsiniz.
Devamı

İdeal Kilonuzu hesaplayın

Boyunuz : Cm
Kilonuz : Kg
Yaşınız :
Cinsiyetiniz :
Örgü :
İdeal Kilonuz : Kg
Fark : Kg