Son Yazılar
Yükleniyor...
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Arama

Manşet

Son Yazılar Bitkisel tedavi yöntemleri

İltihabın düşmanı: Akgünlük Bitkisi

26.12.16

Bazı şifalı bitki türlerinin ülkemizde bolca bulunması bizler için gerçekten bir şanstır. Doğusundan batısına güneyinden kuzeyine güzel ülkemizin her yerinde değişik hastalıklara ve rahatsızlıklara bitkisel şifa sunan bir takım faydalı bitkiler mevcuttur. Günlük ağacı olarak adlandırılan çam türü de salgıladığı çam sakızı ve çam yağı ile bir çok rahatsızlığın bitkisel yollar ile tedavi edilemesine olanak sağlamaktadır.
Öksürük için genellikle öksürük şurubu veya öksürüğe iyi gelen ilaçlara başvururuz. Ancak aktarlardan elde edebileceğimiz bazı şifalı bitkiler de öksürüğe iyi gelmekte ve faranjitten kaynaklanan kuru veya balgamlı öksürük şikayetlerini gidermektedir. Özellikle havaların soğumaya veya ısınmaya başladığı geçiş mevsimlerinde daha sık görülen faranjit, beraberinde oluşturduğu öksürük şikayetleri ile karakterizedir. Öksürüğe karşı bitkisel çözüm yolu ve doğal tedavi yöntemi arayanlardan iseniz sizlere günlük ağacından elde edilen günlük sakızı ve günlük yağı’nı tavsiye edeceğiz.
Günlük Sakızı Nedir? Akciğer açmak için ve öksürük kesmek için sizlere tavsiye edeceğimiz şifalı bitki ise Günlük Sakızı adı verilen bir bitkisel sakız çeşididir. Özellikle kronik boğaz ağrısı ve bademcikte şişme şikayeti olup ta günlük sakızı kullananlar bu bitkinin tedavi edici doğal etkisinden bir hayli memnunlar. Bir tür çam ağacı türü olan günlük ağacı, aynen çam sakızı gibi bir çeşit reçine salgılamaktadır. Bu sakız kıvamındaki reçine aktarlarda günlük sakızı adıyla satılıyor. Bu sakız ağızda erime özelliğine sahip bir madde ve tadı da biraz acımsı olmaktadır. Ayrıca sakızı sıcak suya atarak buharı ile de inhalasyon yöntemiyle ciğer açıcı olarak kullanıldığı söylenmektedir. Günlük ağaçları akdeniz ikliminde subtropikal bölgelerde yetişiyor. Ülkemizde ise en sık Muğla ve Fethiye civarında doğal ortamında yetişiyor. Yabancılar Günlük ağacına Sigala (Amber) Ağacı adını da veriyorlar.
Günlük Sakızı Faydaları: Günlük sakızı ateş düşürücü (antienflamatuar), mikrop öldürücü (antiseptik), sakinleştirici, sindirimi kolaylaştırıcı, idrar söktürücü, diüretik, tonik. zihin açıcı faydaları nedeniyle çok eski zamanlardan beri kullanılan bir bitkisel yağ ve reçine türüdür. GÜnlük sakızı içerisinde bulunan uçucu yağ asitleri insanlara güven duygusu verir, kişilere disiplin ve sorumluluk hissi kazandırma gibi faydaları da vardır. Kronik yorgunluk şikayeti olanların günlük ağacı sakızı kullanmaları tavsiye edilmektedir.
Günlük Sakızı Neye İyi Gelir:
Özellikle solunum yolu enfeksiyonları için yararlıdır. Mideyi ve bağırsakları temizler ve ülsere basura bitkisel çözüm olur. Kronik yorgunluğa ve bahar yorgunluğuna iyi gelir.
Günlük Sakızı tonik olarak ta kullanılabilir. Cilt gençleştirici ve kırışıklıklara çözüm olması ile de kullanılır. Ciltte oluşan lekelere ve yaralara sürüldüğünde yaraları hızla iyileştirir, cilt lekelerini ise yok eder.
Günlük Sakızı Zararları |
Günlük Sakızı emziren annelerde ve hamilelerde kullanımı
Günlük Sakızının gebelerde ve emzikli annelerde kullanımı riskli olabilir.
Piyasada satılan sarımsı gri renkli, bal gibi koyu kıvamlı, güzel kokulu ve acımsı tatlı günlük sakızı yağı ya da diğer bilinen ismiyle sığla yağının sağlığa olan faydaları ve bu yağın kullanımı şöyle özetlenebilir:
Günlük Sakızının Kullanımı-Günlük Yağı Nasıl Kullanılır:
• Günlük Sakızı antiseptik etkisi nedeniyle yara tedavisinde ve yaraların mikrop kapmasını engellemek için kullanılmaktadır. Bunun için yara olan bölgeye sürülmesi gerekmektedir. Tabi sürülecek olan Günlük Sakızı yağı adını verdiğimiz sakızdan elde edilen bir tür bitkisel uçucu . Yaraların temizlenmesinde ve iyileştirilmesinde dıştan uygulanır.
• Ciltte ve saçlı deride de antiseptik ve temizleyici olarak dıştan uygulanır.
• Uyuz ve mantar gibi deri hastalıklarında günlük merhemi ya da yakısı şeklinde uygulanarak, asalak öldürücü ve iyileştirici etkilerinden yararlanılır.
• Mide ve onikiparmakbağırsağı ülserlerinde yara iyileştirici niteliğinden yararlanılır. Bunun için günlük yağı sulandırılıp içine bal ya da şeker katılarak tatlandırılıp içilir.
• Ayrıca günlük yağı balgam söktürücü, nefes darlığını giderici ve bedeni rahatlatıcı etkiler taşır. Bunun için bir önceki maddedeki gibi tatlandırılıp sulandırılarak içilir.
Günlük sakızı bitkisel kürü nasıl yapılır
Ağzımızda eriterek şifalı özelliklerini kazanacağımız günlük sakızı, 2 hafta süren bir kür neticesinde boğaz yolu ve üst solunum yollarında öksürüğe ve bademcik şişmesine ve iltihabına, faranjite neden olan bakterileri vücuttan söküp atıyor.
Aktardan “Günlük sakızı” alıyorsunuz.Günlük ağacı çamgillerden bir ağaç olup sakızı da çam sakızı gibi.
Bu sakızları gün içinde aklınıza geldikçe ağzınızda eritiyorsunuz acı bir suyu çıkıyor o suyu yutuyorsunuz.Ve bir hafta 15 gün buna devam edin devam ettikçe nasıl oradaki iltihabın söküldüğünü göreceksiniz.İyi yanı ise artık tekrar etmemesi oraya yerleşmiş rahatsızlıktan kurtulmuş oluyorsunuz.
Günlük sakızının fiyatı da bir hayli uygun. Yaklaşık olarak kilosu 15 tl civarında satılıyor. Kapalı çarşıdaki aktarlardan sıkı bir pazarlıkla daha uygun fiyata almanız da mümkündür. Zaten bizlerin Günlük sakızı öksürük kesici kür için gerekli olan miktar yaklaşık olarak 100 gram civarında ve bu miktar da 1-2 lira gibi cüz’i bir tutar oluyor.
Günlük ağacı sabunu faydaları
Ak Günlük Sabunu Faydaları. Ak Günlük Sabunu, Bel ve Basen Bölgesindeki Aşırı Yağlanmayı Azaltarak Vücudunuzun Daha Diri Bir Görünüme Kavuşmasını Sağlar. Citt Kırışıklıkları ve Cilt Sarkmalarına İyi Gelir.
Ak Günlük Sabunu Faydaları
Deriye kolayca nüfus eder ve nemlendirir. Antioksidan ve gençleştirici özelliklere sahiptir. Cilde canlı ve taze bir görüntü verir. Düzenli kullanıldığında yaşlılık belirtilerini azaltır. Kılcal damarları onararak, cilt kırışıklıklarını düzeltmekte, cilt sarkmasını engellemektedir. Aynı zamanda toksinlerden arınan cilde taze ve diri bir görüntü vermektedir.

Doğal yöntemlerle saç beyazlığı nasıl giderilir

24.11.16

Saçlarınızdaki beyazları hazır satılan kimyasal boyalar yerine evinizde hazırlayabileceğiniz doğal bir karışımla kapatmaya ne dersiniz?
Belli bir yaştan sonra saçlarında beyazlar ortaya çıktığında hemen hemen her kadın ya kuaförlerde ya da satın aldığı boyalarla evde saçlarını boyamayı ve beyazlarını kapatmayı tercih ediyor. Bunun sonucunda ise düzenli olarak kimyasala maruz kalınıyor.
Ancak bunun bir çözümü yok değil. Bitki Bilim ve Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya'nın beyazlayan saçları doğal yollarla kapatan karışımı bu soruna çare niteliğinde...
İşte Suna Dumankaya'dan beyazları kapatan doğal karışım...
Malzemeler
6 adet dövülmüş yeşil ceviz
3 adet kırmızı soğan kabuğu
1 tutam defne yaprağı
1 adet kırmızı elmanın kabukları
1 çorba kaşığı siyah çay
1 tatlı kaşığı karanfili
1,5 litre su
Hazırlanışı ve uygulanışı
Ceviz, kırmızı soğan kabuğu, defne yaprağı, kırmızı elmanın kabukları, siyah çay ve karanfili, 1,5 litre suyun içinde 10 dakika boyunca kaynatıp çay gibi demleyin. Her gün saç diplerinize sürün.
Faydaları
Bu karışım, saçınızı besler ve renginin koyulaşmasını sağlar.
Uyarı: Sarı saçlar için uygun değildir.
Önemli not: Bu karışımı 3 günde tazelemeniz gerekiyor.

Kas ve eklem ağrılarını azaltan besinler nelerdir

8.11.16

İltihaplı kas ve eklem ağrılarına, kireçlenmeye ve romatizmaya karşı beslenme tavsiyeleri...
Genellikle orta yaşın üstündeki insanlarda özellikle de kadınlarda romatizmal ağrılar ve iltihabi eklem sorunları görülmeye başlamaktadır. Bunları önlemek için beslenmeye dikkat etmek kaçınılmazdır.
Orta yaştan itibaren bazı insanlarda görülen kalçalarında, diz kapaklarında meydana gelen ağrılara kuşburnu çayı çok faydalıdır. Özellikle kadınlarda meydana gelen diz kapaklarında sıvı kaybı sonucu oluşan diz kilitlenmelerinde, diz ve baldır ağrılarında başarılı sonuçlar vermektedir.

Eklem ağrılarına karşı kuşburnu çayı

1,5 su bardağı temiz ve ılık suyun içine havanda kırdığınız bir miktar kuşburnunu atın ve 12 saat kadar bir kap içinde bekletin. (Kap alüminyum ya da bakır olmamalı) 12 saat sonunda iyice karıştırarak ve ezerek kuşburnu içeriğinin suya karışmasını sağlayın. Daha sonra süzüp, içerisine hiçbir şey katmadan -şeker dahil- her üç günde bir için. Eklem ve romatizma ağrılarında ve iltihaplarında kuşburnu içeriğindeki yoğun C vitamini ve diğer bileşimler ağrıların azaltılmasında ve özellikle iltihaplara karşı bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkilidir.
100 gram kuşburnunda yaklaşık 150 mg kadar askorbik asit (C vitamini) bulunmaktadır. Bu ise yaklaşık olarak 3 adet (yaklaşık 1 kg) portakaldaki C vitaminine eşdeğerdir.

Romatizmal ağrılar ve kireçlenmeye karşı yumurta kabuğu zarı

Amerika'da yapılan bilimsel bir çalışmada tesadüf eseri yumurta kabuğu zarının kıkırdaktaki sancıya ve tutukluğa karşı çok iyi geldiği ortaya çıktı. Başta Amerika ve Almanya'da toplam dört bilimsel çalışmanın ardından yumurta kabuğu zarındaki farklı protein polimerlerinin bazı bel ve diz ağrılarını 7 -10 gün arasında % 40 oranında azalttığı saptandı.
En son 2014'te Almanya'da yapılan çalışmada ise yumurta kabuğu zarından elde edilen preparatların vücuttaki romatizma ağrılarına ve kireçlenmeye karşı hem tedavi edici hem de ağrıyı giderici etkisi olduğu saptandı.
Romatizma ağrıları ve diğer eklem sorunları için günde 1 ya da 2 tane yumurta kabuğu zarı tüketilebilmektedir. Tabii tüketmeden önce, alerji gibi faktörlerin gözden geçirilmesi şart. Tavsiyemiz, yumurtanın beyazını zarıyla birlikte tüketmenizdir.



Kas ve eklem iltihaplanmasına karşı zerdeçal

Zerdeçal; kas ve eklem iltihaplanması için önerilen başlıca şifalı baharatlardan biridir. İçerdiği etken madde olan kurkumin sayesinde kanı inceltmekte ve iltihap miktarını azaltmaktadır. Yemeklere ya da çorbalara yarım çay kaşığından az olmak şartıyla zerdeçal eklenmeli. Günde bir çay kaşığını aşmamanız önerilir.


İltihabi romatizmalara karşı kuru dut

İltihabi romatizmalarda kandaki iltihap miktarını azaltmak için beslenme desteği olarak kuru dut yenmesi tavsiye edilmektedir. Ancak şeker hastalarına kuru dut önerilmemektedir. Şeker sorununuz yoksa beyaz kuru dut yiyebilir veya beyaz kuru dut şerbeti içebilirsiniz.
Bunların dışında tavuk kemiği iliği (doğal tavuk tercihimizdir), sığır iliği ve kıkırdağı çorbası, karides gibi deniz ürünleri, diğer balık etleri ve özellikle kıkırdaklı bölümleri tüketmenizde fayda olabilir.
Ayrıca, beyaz un ürünleri ve beyaz şeker ürünlerinden uzak durmanızda, kimyasal katkılı hazır besinleri tüketmemenizde fayda vardır. Sigara kullanımı ve gizli şeker gibi sorunlar bu riski oldukça artırmaktadır. Ağır egzersizlerin de çok tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Sigara kullanımını azaltarak hafif egzersizler ile kilo vermeniz oldukça önemlidirr.
Bu tavsiyeleri uyguladığınız takdirde romatizmal ağrılarla ilgili sorunlarınızın hafiflediğini fark edeceksiniz...

Balkabağının faydaları nelerdir?

Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger balkabağını yemeklerde kullanma alışkanlığınız yoksa bu alışkanlığı kazanmanın zamanının geldiğini belirtti.
Balkabağı A vitamini deposudur. Kalori miktarı düşük ve liften zengin olan balkabağı ayrıca önemli oranda demir içermektedir. Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger

Kanseri 20 günde iyileştiren ot

20.10.16

Geçtiğimiz günlerde kansere çare bulan Manisa Akhisar'lı Lütfü Acet amcamızın haberini yayınlamıştık. Yoğun istek üzerine bitkinin ne olduğunu ve nerelerde yetiştiğini araştırdık. Kanser otunun adı kimisine göre pelin otu, kimisine göre çoban çırası otu, kimine göre de yapışkan andız otu... Çoban çırası otu ve Pelin otunun her ne kadar kansere iyi geldiği bilinse de otun yapışkan andız otu olduğu daha güçlü iddialar arasında. İşte kansere çare olan o bitki hakkındaki detaylı bilgiler..

Manisa’da kendi topladığı otlarla insanlara şifa dağıtan Lütfü Acet, kanseri tedavi eden bir bitkinin bulunduğunu belirterek bitkinin kanseri 20 günde yendiğini söyledi. Kendisi de ölüm noktasındayken kanseri yenen Acet, 30 yıldır bu bitki vesilesiyle insanlara şifa dağıtıyor. Acet'in bu bitkinin adını bilmediğini ifade etmesi nedeniyle bitkinin adını sizin için araştırdık ve bulduğumuz bilgileri sizinle paylaşıyoruz. 
KANSER OTUNUN ADI NEDİR?
Bitkinin adının çoban çırası ve pelin otu olduğu iddiası olsa da yapışkan andız otu daha kuvvetli bir iddiadır. Bu bilgi kesin olmamakla birlikte kanser otunun resimlerinden de anlaşıldığı kadarıyla yapışkan andız otu daha yakın olduğu görülmektedir. Yapışkan andız otu hakkında yapılan araştırmalarda kansere iyi geldiği de belirtilmektedir. Bu konuda uzman kişilerin ise açıklama yapmasını merakla bekliyoruz. 
İşte kanser otu
Bu da yapışkan andız (İnula viscosa) otunun çiçek açmış hali:
KANSER OTU NEREDEN TEMİN EDİLİR?
Manisa’nın Akhisar İlçesinde Seyit Ahmet Türbesine gönül vermiş ve bu türbeyi yaşatmaya kendini adamış 70-80'li yaşlardaki Lütfü Acet, Manisa Akhisar'da Seyit Ahmet köyünde keşfetmiş. Bu köye gitmeniz durumunda bitkiyi kolayca bulabilir ve nasıl kullanabileceğinizi öğrenmiş olursunuz. Fakat bitkinin sadece Manisa'da değil aynı zamanda Akdeniz-Ege sahil şeridinde 800-900 metre rakımda yetiştiği de iddia ediliyor. Yapışkan andız otunun ise Türkiye'nin hemen hemen her yerinde yetiştiği biliniyor. İsimle beraber görseline de özellikle dikkat etmenizi doğru bitkiye ulaşmanız açısından tavsiye ederiz.
KANSER OTU NASIL KEŞFEDİLDİ?
Bundan 30-40 yıl önce Manisa'da yaşayan bir kadın meme kanseri nedeni ile tedavisini Ankara’da görmekteymiş. Manisa'dan Ankara’ya tedavi için gidip gelmekte ama faydasız bir yolculuk. Bir gün bu kadın evinden bahçesine çalışmaya giderken hastalığın verdiği etki ile iyice yorgun düşer ve yolun kenarına dinlenmek için oturur. Yolda yaşlı bir amcanın kendisine doğru geldiğini farkeder, amca gayri ihtiyari bir şekilde kadına sorar, "Kızım sen neden köyün dışında yolun kenarında oturuyorsun" diye sorar. Kadın ise hastalığını anlatır ve dermanın kalmadığını bu sebepten oturduğunu söyler. Yaşlı amca o zaman "Şu önündeki otu görüyormusun;? İşte o otu topla kaynat kaynat iç. İnşallah derdine derman ve şifa bulursun" der ve kaybolur. Kadın yaşlı amcanın söylediklerini yapar ve kısa sürede kanserden tamamen kurtulur. Bu hikayeyi öğrenen ve gırtlak kanseri tedavisi gören Lütfü Acet amca da bu tedavi yöntemini dener ve şifa görürür. Otun kansere olan faydasını gördükten sonra tüm insanlığa faydalı olmak ister.
KANSER OTUNUN ÖZELLİKLERİ
Bitkiyi kolayca tespit etmeniz açısından özelliklerine de değinmek istiyoruz.
Bu bitkinin oldukça yapışkan ve oldukça ağır bir kokusu var. Yapışkan olması nedeniyle yapışkan andız otu olduğu düşünülmektedir. Bu ot ilkbahar aylarında çıkmaya başlar, Ağustos ayında çiçek açmaya başlar. Siz bu otu Ağustos ayının sonuna kalmadan yani çiçek açmadan toplamanız ya da temin etmeniz gerekir. Özellikle bu otu kendiniz bulur ve toplarsanız yapışkan olmasından dolayı tüm pislikleri üzerinde toplayacağını ve otu kullanırken zehirlenme ihtimaline karşı dağlık, insanların uzak olduğu eksoz dumanlarının değmediği yerlerden toplamınızı öneririz.
KANSER OTU NASIL KULLANILIR?
1 litre suyu kaynattıktan sonra 2-3 orta boy otun dalından elinizle bölerek kaynayan suyun içine atıp 12 dakika (10-15 dakika) kaynatın. Kaynattıktan sonra cam bir sürahiye doldurun. Elde ettiğimiz 1 litre suyu uyandıktan sonra  tekrar yatağınıza gidinceye tüketin. 21 gün bu işleme devam edilip hastalığınızın durumunu tekrar kontrol ettirin. Büyük ölçüde değişme olması gerektiği söyleniyor. İnsan zaten kendinde bu durumu hisseder. Daha da emin olmak isterseniz tekrar doktor kontrollerinden geçerek durumu teyit edebilirsiniz.
KANSER OTUNU NASIL SAKLANMALI?
Yeşil olarak temin ettiğiniz kanser otunu güneş görmeyen bir yerde ya da odada sererek kurutmalısınız. Daha sonra demetler haline getirip yine güneş görmeyen çürümeyecek bir yerde muhafaza edebilirsiniz.
HANGİ TÜR KANSERE İYİ GELİYOR?
Şuan için tespit edilen kanser türleri; gırtlak, ağız, meme kanseridir. Diğer tüm kanser çeşitlerine de iyi geldiği söyleniyor.
DİKKAT!
Lütfen bu bilgiler ışığında, bu otun faydaları konusunda yorumlarla bilgi paylaşımı yapınız. Ve bilgilerinizi paylaşmaktan kaçınmayınız. Bitki ile ilgili kesin bilgisi olan okuyucularımız yorumlarda bilgisini paylaşarak faydalı olabilirler. 
ÖNEMLİ UYARI: Otu kullanıp yan bir etkisini gördüğünüz anda bir doktora başvurmayı unutmayın. Gebe iseniz kullanmadan önce mutlaka doktorunuza başvurunuz. Bu bilgiler tecrübeye dayalı bilgiler olup tıbbi kaynaklardan da yararlanılmıştır. Fakat kesin çözüm olduğu söylenemez. Şifa Allah'tandır. 
Kaynak: yeniakit.com.tr

Dulavrat otunun inanılmaz faydaları

Birbirinden faydalı birçok özelliği bulunan dulavrat otu kanserden romatizmaya, saç dökülmesinden cilt rahatsızlığına kadar pek çok soruna ilaç oluyor.
Rusların saç dökülmesini engellemek için en yaygın kullandıkları bitki olan dulavrat otu halen ülkede saç dökülmesi için kullanılan ilaçların içerisinde mevcut. Bu değerli bitki ülkemizin birçok bölgesinde yetişmekte olduğunu söyleyen Hekimzade Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muammer Yıldız, Menekşe yaylasında Türkiyenin en uzun boylu dulavrat otuna rastladıklarını belirtti.
Dulavrat otu Avrupa, Kuzey Asya ve Kuzey Amerika'da yetişen, ortalama 1,5 metre boylarında, yol kenarlarında, çalılıklarda ve seyrek ormanlarda rastlanabilen bir bitki. Dulavrat otu Türkiye'de de sıklıkla yetişmektedir. Bitkinin kök, yaprak ve tohum kısımları medikal amaçlarla kullanılır.

Bilimsel çalışmalara dulavrat otunun özellikleri

Dulavrat otunun insanlar üzerindeki etkisini araştıran herhangi bir klinik çalışma az olmasına rağmen hayvan çalışmaları ve in vitro çalışmalar (cansız ortamda yapılan çalışmalar) mevcuttur. Yapılan bu çalışmalara göre dulavrat otu kökünün antibakteriyel (bakteri öldürücü), antikandidal (Candida adlı bir tür mantarın çoğalmasını önleyici), antineoplastik (kanserojen hücrelerin büyümesini ve çoğalmasını durdurucu), antioksidan (toksinlerden arındırıcı), antiretroviral (anti-virüs etkili), antienflamatuar (iltihap karşıtı), hepatoprotektif (karaciğeri koruyucu) özellikleri olduğu görülmüştür.
Dulavrat otunun antimikrobiyal özellikleri, içerdiği poliasetilen bileşenlerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Ancak kurutularak satılan ticari dulavrat otunun içerisinde bu bileşenden çok az miktarda olduğu bilinmektedir.

DNA'yı etkileyebilen mucize bitki

Dulavrat otu kökünden elde edilen taze bitki sıvısının içeriğindeki bilinmeyen bir bileşenin antimutajenik etkili (mutasyonu yani hücre DNA'sındaki beklenmeyen bir değişimi önleyici) olduğu saptanmıştır.
Yapılan in vitro çalışmalarda dulavrat otu kökü ekstrelerinin, vücuttaki süperoksitdismutaz adlı zararlı radikalleri etkisizleştiren enzime benzer etki yaptığı ve bu sayede zararlı hidroksil radikalleri etkisizleştirerek antioksidan etki gösterdiği görülmüştür.

HİV virüsüne karşı etkili

Yapılan in vitro çalışmalarda (cansız ortamda) dulavrat otu akeninin (küçük, tohumlu ve kuru meyve) sıvı ekstrelerinin, HIV virüsünün insan hücrelerindeki CD4 reseptörüne bağlanmasını %90 oranında inhibe ettiği ortaya çıkmıştır. Bunların yanı sıra, yapılan hayvan deneylerinde dulavrat otu ekstrelerinin antioksidan özellikleri sayesinde karaciğeri alkol gibi bazı zararlı etkilere karşı koruduğu görülmüştür.

Dulavrat otunun halk arasında bilinen faydaları

- Diüretik (idrar söktürücü) ve kan temizleyici olarak,
- Antimikrobiyal ve antipiretik (ateş düşürücü) olarak,
- Bazı sindirim sistemi problemlerinin giderilmesine yardımcı olarak ve anorexianervosa adlı hastalığın tedavisine yardımcı amaçlı,
- Romatizma ve gut hastalıkla görülen şikayetleri azaltmak için,
- Sistit ve frengi gibi bazı idrar ve üreme sistemiyle ilgili hastalıkların tedavisine yardımcı olarak,
- Akne ve sedef gibi bazı kronik cilt rahatsızlıklarında,
- Soğuk algınlığı ve nezle gibi solunum yolu hastalıklarında,
- Kanser tedavisinde,
- Hipertansiyon, arteriyoskleroz, hepatit ve diğer enflamasyonlu hastalıkların tedavisine yardımcı olarak,
- Afrodizyak etkisi ile cinsel isteği ve gücü arttırmak için, oral yolla (ağızdan alınarak) kullanılır.
- Dulavrat otu topikal olarak cilde uygulandığında ise, kurumuş cildi canlandırmak, akne, sedef ve egzama gibi sorunların üstesinden gelmek için kullanılır.
Dulavrat otu kökü medikal kullanımının yanı sıra yemek olarak pişirilerek de tüketilebilir.

Nasıl kullanılır

Kullanım için tipik bir dozaj miktarı belirlenmemiştir. Ancak çay olarak tüketilmek isteniyorsa 2,5 gram dulavrat otu kökünü 150 ml kaynar suya atarak demleyiniz. Bu çayı günde 1-2 kez içmeniz önerilir.

Kanser hücrelerini öldüren muzice içecek

Bay Seto akciğer kanseri idi... Çin’de ünlü bir Herbalistin tavsiyesi üzerine bu içeceği içmeye başladı. 3 ay boyunca düzenli bir şekilde bu içeceği kullandı ve şimdi sağlığına kavuşmuş durumda.

 Bu içeceği hazırlamak için ihtiyacınız olan şeyler: 

  •  1 adet pancar kökü 
  •  1 havuç 
  •  1 elma 

 Bu malzemeleri yıkayıp, kesip, meyve sıkacağında suyunu çıkardıktan sonra bekletmeden suyunu içebilir ve geri kalan posasını cildinize sürebilirsiniz.

Bu mucize içeceğin etkili olduğu rahatsızlıklar:
1) Gelişmekte olan kanser hücrelerini önlemekte.
2) Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıklarını önlemekte ve ülser tedavisinde de kullanılabilmekte.
3) Akciğeri güçlendirir, kalp krizi ve yüksek tansiyonu önler.
4) Bağışıklık sistemini güçlendirir.
5) Kızarmış, yorgun veya kuru gözlere iyi gelir.
6) Kas ağrısını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
7) Bağırsak hareketlenmesine yardımcı olarak kabızı ortadan kaldırır. Detoks olarak da kullanılabildiğinden cildiniz daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olacaktır.
8) Boğaz enfeksiyonuna iyi gelir.
9) Regl ağrısını azaltmaya yardımcı olur.
10) Saman nezlesine iyi gelir.

Üşümemek için hangi gıdalar tüketilmeli

Soğuk günlerde üşümemek için öncelikle dengeli beslenilmesi gerektiğine dikkat çeken Dyt. Buket Yavuz Koçoğlu, doğru beslenme ile hastalıklardan korunmanın yollarını anlattı.
Son günlerde herkes, bir güneşli bir yağmurlu seyreden sonbahar havalarına alışma gayreti içinde. Vücutlar ise ılık, iç ısıtan havaların geride kaldığını kabullenmek için çabalıyor. Tabii kişiler, hava değişikliklerinin yanı sıra bir de sonbaharın gerektirdiği beslenme düzenine geçiş yapmak durumunda. Fakat yeni mevsim düzenine alışamayan vücutlar, gribal hastalıklar başta olmak üzere çeşitli sağlık problemleriyle karşılaşabiliyor. Bu hastalıkların önüne geçebilmek de güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaktan geçiyor. Sağlam vücut direnci ise mevsimine uygun ve sağlıklı beslenmeyi gerektiriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Buket Yavuz Koçoğlu, sonbaharda uygun beslenme ile hastalıklardan korunmanın yollarını anlattı.

İşte üşümemek için tüketmeniz gerekenler:

Mutsuzluktan kurtulmak için şekerli gıdalara yönelmeyin

Sonbahar aylarının beraberinde getirdiği kasvetli ve yağmurlu havalar bazı kişiler için tam anlamıyla mutsuzluk demektir. Bu kişiler, çoğu zaman içinde bulundukları bu mutsuzluk nedeniyle şeker oranı yüksek gıdaların tüketimine ağırlık verir. Fakat bilinmelidir ki böyle gıdaların tüketimiyle doğru beslenmeden uzaklaşmak, vücut direncinin düşmesine neden olabiliyor. Sonbahar mutsuzluğunu önleyebilmek için şekerli gıdalar yerine, başta B vitamini bakımından zengin tam tahıllar, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler ve et ve süt ürünleri tercih edilmelidir.

İçecek alternatifleri su ihtiyacını unutturmasın

Sonbaharda beslenmeyle ilgili en sık yapılan hataların başında yetersiz su tüketimi gelir. Çünkü soğuyan havalar ve etkisini gösteren yağışlar kişilerin sıcak içecekler tercih etmesine neden olur. Sıcak içecek alternatifleri de su tüketiminin geri plana atılmasına yol açar. Serin havalarda fark edilemeyen susuzluk hissi de kişilere su ihtiyacını unutturabiliyor. Fakat bilinmesi gerekir ki kahve ve çay gibi sıcak içecekler, kesinlikle suyun yerini tutmaz, aksine vücudun daha fazla su kaybetmesine neden olur. Böylece vücutta daha çok su ihtiyacı oluşur. Güç içerisinde en az 1,5 litre su içilmelidir. Fakat çay, kahve gibi içeceklerden vazgeçilemiyorsa daha fazla su tüketmeye özen gösterilmelidir.

Her sabah bir bardak taze sıkılmış meyve suyu şart

Yaz mevsiminden sonbahara geçişte kişilerin vücudunda ciddi bir direnç kaybı yaşanır. Vücutta halsizlik ve yorgunluk hali baş gösterir. İlerleyen süreçte ise soğuk algınlığı, nezle, grip ve bronşit gibi gribal hastalıklara karşı yatkınlık artar. Tüm bu sağlık problemlerinin önüne geçebilmek için bağışıklık sisteminin yaşanabilecek gribal hastalıklara karşı kuvvetlendirilmesi gerekir. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi de vitamin ve mineral bakımından zengin et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin grupları ile beslenilmelidir. Ayrıca vücuttaki zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olduğu için bolca C vitamini taşıyan meyve ve sebzeler yenmelidir. C vitamini kaybını önlemek için de her sabah bir bardak taze sıkılmış meyve suyu içilmelidir.

Antioksidan kaynağı besinler sofradan eksik edilmemeli

Vücut sağlığı için vitamin ve mineraller kadar antioksidan özellik taşıyan yiyecekler de büyük önem taşır. Çünkü antioksidan yiyecekler, birtakım ciddi rahatsızlıkları önlerken, vücuda girmeye çalışan serbest radikalleri de engeller. Bu yiyecekler, vücutta zaten var olan radikallerin vereceği zararların da önüne geçerek onların vücuttan atılmasını sağlar.
Sonbahar ayında tüketilebilecek önemli antioksidan kaynakları ise şu şekildedir:
A vitamini
Yeşil yapraklı sebzeler, havuç, bal kabağı, yumurta ve balık.
C vitamini
Kuşburnu, maydanoz, yeşilbiber, karalahana, karnabahar, limon, mandalina ve greyfurt.
E vitamini
Badem, ceviz, fındık gibi yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar.
Magnezyum
Badem, ceviz, fındık, fıstık, muz, kuru baklagiller, tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler.
Selenyum
Deniz ürünleri, et ürünleri ve sarımsak.
Çinko
Badem, ceviz, kuru baklagiller, bulgur, süt, yumurta, balık ve et.
Bu antioksidan kaynağı gıdalar sonbahar aylarında mutlaka beslenme alışkanlıkları arasına eklenmelidir. Örnek olarak; kahvaltılarda masaya yumurta ile birlikte tam tahıllı ekmek, maydanoz ve yeşilbiber konulmalıdır. Gün içerisinde ara öğünlerde bir çeşit meyvenin yanında küçük bir avuç kadar da ceviz ya da badem yenmelidir. Fakat tercih edilen meyvenin muhakkak mevsimine ait olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü tüm meyve ve sebzeler, insanları içinde bulundukları mevsimin hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşır.

Üşümemek için baharat tüketilmeli

Yazın sıcaklıklarından sonbaharın sert havalarına geçişte aşırı üşüme sorunu ortaya çıkar. Bu problemi önleyebilmek için karabiber, kekik, zencefil ve zerdeçal gibi baharatlar tüketilmelidir. Bu baharatlar, yemek sırasında kullanılamıyorsa çaylara katılabilir. Sonbaharda ayrıca ara öğünlerde küçük bir avuç badem, fındık, mandalina gibi meyveler de tercih edilmelidir. Haftada 2 kere balık, 1 kere de kuru baklagil tüketerek vücut performansı artırılabilir.

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için probiyotik şart

Bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesinde önemli rol sahibi olan gıdalardan biri de probiyotiklerdir. Probiyotikler, mevsim geçişinin ve beslenmenin sebep olabildiği bağırsak problemlerini azaltmaya katkı sağlar. Bu nedenle probiyotik gıdaların özellikle sonbahar aylarında beslenme alışkanlığına eklenmesi gerekir. Yoğurt, kefir ve turşu ise önemli probiyotik kaynakları arasında yer alır. Kefir, sindirim sisteminde bulunan bakteri ve mikropların temizlenmesine yardımcı olur. Kefir ayrıca, antibiyotik özelliği taşırken, yüksek kalsiyum ve magnezyum içeriği ile kemik sağlığının korunmasına da destek olur.

Yağ yakımını hızlandıran besinler

22.8.16

Yeşil çay:


’American Journal of Clinical Nutrition yayımladığı raporda gün içinde birkaç fincan yeşil çay içmenin bir tip fitokimyasal olan kateşin içeriği sayesinde metabolizmayı etkilediğini, yağ oksidayonu ve termogenezisi artırmaya yardımcı olabileceğini belirtmiştir. Bunun özellikle kafeine duyarlı kişiler için ideal bir seçenek olmadığını da ekledikleri raporda böyle bir sorunu olanlar için, yeşil çayda bulunan kateşin türü olan, EGCG’yi konsantre dozda içeren bir supleman almayı deneyebilecekleri şeklinde bir öneride bulunmuşlardır.


Tam tahıl


Yıkılmak için verdiğinin iki katı kaloriye neden olan tam tahıl mı yoksa sizin için laboratuvarda yıkımı çoktan gerçekleşmiş işlenmiş ürünler mi? Doğru seçeneği tercih ettiğinizi varsayarsak, bu durumda mutfağınızda kahverengi pirinç gibi tam tahıl ürünlerini kullanmak akıllıca bir seçim olacaktır.

Hindistan cevizi yağı


Hindistan cevizi yağı, yağ yakıcı bir etkiye sahip. Bu etkisini de tamamen, vücutta yağ olarak depolanmak yerine enerji olarak kullanılan orta zincirli trigliserid içeriyor olmasına borçlu.

Yağsız et:


Protein termojenik bir etkiye sahiptir, bu da yediğiniz diğer besinlerle karşılaştırıldığında daha çok kalori yakmak anlamına gelmektedir. Eğer sizde daha az kalori alıp daha çok kalori yakmak istiyorsanız tercihinizi tavuk göğsü gibi beyaz etlerden yana kullanabilirsiniz.

Acı biber:


Jalapenos ve chilis gibi acı biberler yağ yakıcı etkiye sahip olabileceği düşünülen kapsaisin içerir. Araştırmalar kapsaisinin erkeklerde ve kadınlarda yağları okside ederek karın çevresini incelttiğini göstermiştir. Kapsaisinin dinlenme metabolik hızını artırdığı, böylece vücudunuzun dinlenme anında yağ ve kalori yakımını artırdığı da tespit edilmiştir.

Mercimek


Mercimek, demir içeriği çok yüksek bir besindir. Eğer vücudunuz için elzem demir gibi bir besin ögesi eksikliğine sahipseniz, metabolizmanız olması gerektiği gibi çalışmaz ve bunun sonucunda yavaşlar.

Muz:


Muz ve kurubaklagil gibi besinlerde bulunan dirençli nişastanın vücuttaki yağ oranı üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Nişasta bağırsaklarda bulunan iyi bakteriler tarafından yağ asidine dönüştürülür ve yemek sonrası yağları metabolize edip birikmesini önleyerek uzun vadede obezitenin azalmasına yardımcı olur.

Badem:


Badem ve diğer yağlı tohumlar içerdikleri protein sayesinde, metabolizma hızını artırma etkisi olan kasların yapımına yardım eder.

Brokoli:


Brokoli, fitokimyasal bir besin ögesi olan sülforafan içeriği sayesinde aynı zamanda yağ hücrelerinin yakımına da yardımcı oluyor.

Avakado:

Avakado yüksek yağ içeriğine sahip bir besindir, iyi haber ise bu yağların yapısının tekli doymamış olmasıdır. Yeni araştırmalar doymamış yağ tüketen kişilerde karaciğer ve karında daha az yağ depolandığını göstermiştir

Sahurda hangi yemekleri yemeliyiz

3.6.16

Ramazan ayı başlıyor. Günlerin uzun olması ve tutulacak orucun süresinin çok olmasından dolayı Ramazan’da tok tutan yiyecekler nelerdir araştılır. Yaz aylarında tutulan uzun süreli oruçlarda en önemli şey susuzluktur. Bunlardan dolayı Ramazan’da sahurda yiyeceğimiz gıdaların bizim hem tok tutmasını isteriz hem de susatmayacak, su tüketimini artırmayacak besinler olsun isteriz.Bu sebeble Ramazan’da sahura kalktığımız zaman ne yapmalı ve neler yapmamalı inceledik.
Sahurda çay içmekten vazgeçin. Çünkü çay diüretiktir yani idrara çıkmayı arttırır, vücuttan su atar.
Tuz oranı yüksek yiyeceklere dikkat edin. Salam, sosis, sucuk, tuzlu peynirler, pastırma ve zeytinden uzak durun.
Kızartmalar ve yağ oranı yüksek yiyecekler, patates kızartması, börekler, açmalar, köfteler, pilavlar, pizzalar gün içinde susuzluğunuzu çok arttırır.
Şekeri yüksek yiyecekler kan şekerinizi hızlı düşüreceği için daha çabuk acıkmanıza neden olur. O nedenle özellikle sahurda kek, kurabiye, tatlı, çikolata, bal, reçel türü yiyecekler yemeyin.
Ekmekten vazgeçmeyin. Sahurda yiyeceğiniz iki dilim tahıllı veya çavdar ekmeği ihtiyacınız olan karbonhidrata bire-bir çözümdür.
Eğer tansiyon probleminiz yoksa terleme ile vücuttan kaybedilen elektrolitleri yerine koymak için 1 şişe doğal maden suyu için.
Her sahurda en az 3 bardak su içmeyi ihmal etmeyin.
SAHURDA YEDİĞİMİZDE UZUN SÜRE TOK TUTACAK BESİNLER
YEŞİL ÇAY
Yeşil çay, çay yaprakları hasat edildikten sonra hemen kurutulan yapraklardan meydana gelir. Eski tıbbi yazıtlarda çayın uyarıcı özelikte olduğu, yorgunluğu giderme ve beyin fonksiyonları üzerinde olumlu etkilere sahip olduğu yazılmıştır. Yeşil çayla ilgili yapılan çalışmaların pek çok çalışmada yeşil çay tüketiminin içerdiği kateşin sebebiyle kilo kontrolünde ve vücut yağını azaltmada önemli olduğu görülmüştür. Yeşil çay tüketimi kalbin endotel fonksiyonun yükseltilmesinde de etkilidir. Herhangi bir sağlık probleminiz yok ise ramazanda günde 2–3 fincan yeşil çay içerek kalbinizi ve bedeninizi mutlu edebilirsiniz.
YUMURTA
Bilinen iki çeşit örnek proteinden birinin anne sütü diğerinin yumurta olduğunu biliyor muydunuz? Anne sütünden sonra en kaliteli protein olması, uzun süreli doygunluk hissi sağlaması ramazan ayında sahur sofralarında yumurtanın bulunmasını gerekli kılıyor. Kahvaltıda yumurta tüketilen günlerde gün içerisindeki iştah seviyesi daha düşük seyreder.
Yapılan çalışmalarda da kahvaltıda yumurta yiyen bireylerin o günkü kalori alımları daha düşük olduğu gösterilmiştir. Yumurta kan şekeri kontrolü de sağlayarak yemek yeme isteğini düşürüyor.
TARÇIN
Tarçın üzerine yapılan sayısız çalışmanın sonuçları bir tutam tarçının dahi yemek sonrası insülin tırmanışlarını engelleyip, açlıklara son verdiğini göstermiştir. Ramazanda kan şekerinin dengelenmesinin yanı sıra trigliserid ve kolesterol seviyelerin düşürülmesi isteniyorsa düzeli olarak her gün silme bir çay kaşığı kadar tarçın tüketilebilir. Sahurda içeceğiniz 1 çay kaşığı tarçın eklenmiş 1 su bardağı yarım yağlı süt bir sonraki gün daha rahat oruç tutmanızı sağlar.
ÇÖREKOTU
Ölümden başka birçok derde deva olduğu söylenen çörekotu birçok faydası yanında doygunluk hissi sağlamasıyla da ramazanda tüketilmesini önerdiğim bir baharattır. Sahurda öğütülerek ya da tam haliyle salatalara, yoğurda eklenecek çörekotu doygunluk hissi dışında zindelik de yaratır.
İçerdiği sağlıklı yağlar tokluk hissi yaratır. Maydanoz, dereotu, nane, fesleğen gibi yeşilliklerle hazırlayacağınız bir sahur kahvaltısına serpeceğiniz çörekotu kilo kontrolünüzü sağlarken, aynı zamanda mide ve barsak sisteminin de desteklenmesinde etkili olacaktır.
SÜT
Biri iftarla sahur arasında biri sahurda olmak her gün 2 bardak süt içilmeli. Süt önemli bir kalsiyum ve D vitamini kaynağı olmasının tok tutarak açlık hissini bastıracaktır.
ESMER BUĞDAY
15. yüzyılda Avrupa'ya gelen esmer buğday Japonya başta olmak üzere Rusya, Kanada, Fransa ve Türkiye de yetiştirilmektedir. Magnezyum, B vitamini ve manganezin sengin bir kaynağıdır. Kaynaklardaki bilgiler arasında bu zengin içeriği sayesinde Çin ordusu tarafından güçlerinin artması için tüketildiği de yer almaktadır.
Yapılan bilimsel çalışmalarda esmer buğday tüketen deneklerin beden yağ yüzdelerinin düştüğü, sağlıklı yağ oranlarına doğru yol aldıkları gösterilmiştir. E vitamini, selenyum, fenolik asit ve kolesterol düzeylerini düşüren flavonoidlerce zengin olan esmer buğday ramazanda salatalara, ekmeklere eklenerek hem iştah kontrolünün sağlanması hem de kolesterol seviyelerinin düşürülmesi için kullanılabilir.
KEFİR
Sindirimi ve hazmı kolay, besleyici bir içecektir. Tıpkı yoğurt gibi sindirim sisteminin desteklenmesine yardımcı bir fermente edilmiş süt ürünüdür. Yoğurttan daha yoğun olan probiyotik içeriği ile barsaktaki iyi huylu bakterilerin artmasına yardımcı olur, kötü huylu bakterilerin yerleşmesini önler.
Laktoz intoleransı olan, mide problemleri olan bireyler tarafından da rahatlıkla tüketilebildiği için kıymetlidir. İçeriği zengin mineral, vitaminlerle dolu kefir sıcak yaz günlerinde sıvı alımını arttırmak için kullanılabilecek serinletici bir içecektir. Kefir; Bağışıklık sistemini güçlendirir, mide barsak florasını dengeler, hazmı kolaylaştırır, kabızlığı önler, kansere karşı koruyucudur, yüksek tansiyon, kolesterol düşürülmesinde etkilidir.
KURU FASULYE
Bir beslenme kılavuzu olan My Pyramid 2005'te haftada 3 su bardağı dolusu fasulye tüketilmesi önerildiğini biliyor muydunuz? Günümüzden 7000 yıl önce çeşitli medeniyetler tarafından yetiştirildiğini bildiğimiz fasulye ramazanda kilo kontrolü sırasında en büyük yardımcılarımızdan biri olabilir.
Yapılan çalışmalarda baklagil tüketen bireylerin kan şekeri kontrolünün daha iyi olduğu ve baklagillerin mükemmel tokluk hissi sağladığı tespit edilmiştir. 1999–2002 yılındaki Ulusal Sağlık ve Beslenme Sınama Araştırmasındaki araştırmacılar, fasulye tüketen bireylerin tüketmeyenlere oranla daha iyi kilo kontrolü sağladıkları bulmuştur.
Ramazanda fasulye tüketiminizi ana yemeğin yanında bol mevsim yeşillikli kişi başı bir tatlı kaşığı yağlı bir piyaz olarak veya fasulyeyi ana yemek olarak pişirerek dâhil edebilirsiniz.
MEYVELER
Sahurda bolca meyve tüketin Yapılan araştırmalar sonucunda yapısında triptofan aminoasidi fazla olan besinlerin iştahı azalttığı belirtilmiştir.
Muz, avokado, yulaf ve süt triptofan bakımından zengin gıdalardır. Bezelye, fıstık, fasulye gibi albumin bakımından zengin besinler tüketerek iştahınızı azaltabilirsiniz. Meyveler doğal şeker kaynağıdır.
Sahurda tüketeceğiniz 2-3 porsiyon meyve sizi gün içinde rahatlatacaktır. Kan şekerinde hızlı iniş çıkışlar açlık hissinin oluşmasındaki en önemli faktörlerden birisidir.
Krom kan şekeri düzenleyen bir mineraldir. Yulaf, peynir, ısırgan otu, meyan kökü, buğday, süt ve süt ürünleri, yer fıstığı önemli krom kaynaklarıdır.

Toksinlerden arınmaya yardımcı 23 besin

Vücudunuzu toksinlerden arındırmak için hangi besinleri tüketmeniz gerektiğini biliyor musunuz?

Sağlıklı beslenme, artık her yerde ve her yaşta insanın yaşam tarzı haline geldi. Beslenme düzeninizde yaptığınız ufak değişiklerle fit bir görünüm kazanırken, vücut sağlığınıza da yatırım yapmış olursunuz.
Vücudu toksinlerden arındıran besinler...
Domates: Organik domates zamanında tüketildiği zaman iltihap oluşumunu önlüyor. Potasyum, likopen ve bol A vitaminine sahip olan domates, toksinlerden arınmada çok güçlü bir silah.
Elma: Toksin atıcı, güçlü bir lif kaynağına sahip olan elma sindirim sisteminin toksinlerden arınmasına yardımcı olur.
Muz: Vücutta toksin üretimini azaltan muz, kolesterolü düşürmesi konusunda da oldukça başarılı bir meyve.
Somon: İçerdiği Omega 3, beyin ve kalbi korur. Aynı zamanda karaciğer dostudur.
Yulaf: Yulaf kolesterolü düşürmesinin yanı sıra bağırsak sağlığı için de oldukça önemli.
Avokado: İçeriği sayesinde karaciğere zarar veren toksinlere karşı oldukça etkilidir.
Yeşil çay: Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığını destekler, sindirime yardımcı olur ve metabolizmayı hızlandırır.
Limon ve greyfurt: C vitamininden zengin olan bu meyveler, vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, mide ve bağırsaklar üzerinde de etkisi vardır.
Enginar: Kolesterolün düşürülmesine yardımcı olan enginar aynı zamanda karaciğer detoksunda da oldukça etkili.
Su: Hayattaki en önemli kaynaklarımızdan birisi de sudur. Sağlığa faydasını saymakla bitiremeyeceğimiz su, derinin nem oranı artırır ve vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.
Ceviz: Omega 3 içeren ceviz, arjinin ile karaciğeri koruma özelliğine de sahip.
Yeşil yapraklı sebzeler: Önemli beta karoten kaynakları olan yeşil yapraklı sebzeler toksinlerin vücuttan atılmasında büyük bir öneme sahip.
Ispanak: Zengin magnezyum içeriğine sahip ıspanak, çok güçlü bir toksik madde temizleyicidir.
Sarımsak ve soğan: Bağışıklık sistemini güçlendiren sarımsak ve soğan, sindirimi harekete geçirir, vücuttaki fazla suyu atar ve toksinlerin karaciğerden atılmasına yardımcı olur.
Portakal: Antioksidan ve C vitamini yönünden zengin olan portakal, hem gribal enfeksiyonlardan korunmak hem de karaciğeri güçlendirmek için ideal bir meyve.
Brüksel lahanası: Vücudu toksinlerden temizler.
Pancar ve havuç: İyi bir antioksidan olan beta karoten ve C vitamini bakımından çok zengin olan pancar ve havuç, çok güçlü bir toksin temizleyici.
Nar: Antioksidan bakımından zengin olan nar, kan basıncını dengeleyerek, damarları korur.
Kuru erik: Vücuttan toksin atma özelliğine sahip.
Brokoli: Kanser riskini azaltan brokoli, mineral ve vitamin oranları açısından oldukça yüksek olmasının yanı sıra vücudu toksinlerden arındırma özelliğine sahip.

Protein tüketimi ile ilgili bilmeniz gerekenler

21.3.16

Protein, kas, kemik, kan gibi dokuların büyümesini ve devamlılığını sağlar. Dengeli beslenmede temel besinler listesinin başında yer alan proteinler ile istediğin kiloya ulaşmak mümkün. Diyetisyen Kübra Bal, protein alımının avantajlarını, hangi proteinin ne kadar tüketilmesi gerektiğini ve inatçı kilolara karşı 3 günlük protein diyetini açıklıyor.
Proteinler vücut hücrelerimizin temel yapı taşlarıdır. Kas, kemik, kan gibi dokuların büyümesini ve devamlılığını sağlarlar. Ayrıca enzimlerin, hormonların, hemoglobinin yapısında bulunan proteinlerin antikor oluşumuna, pıhtılaşmaya, vücudun elektrolit ve asit-baz dengesinin düzenlenmesine katkıları vardır.
Vücudumuz sürekli kendini yenilediğinden vücutta bir protein yapım ve yıkımı söz konusudur. Karbonhidrat ve yağlar vücutta depolanır ve ihtiyaç halinde kullanılırken, proteinler depolanmazlar. Bu nedenle yaşamın devam etmesi için, vücuttan atılan proteinin yerine yenisinin konulması gerekir. Bu da besinlerden alınan proteinle mümkündür. Yeterli ve dengeli beslenmenin en temel besin ögesi olan proteinlerin, zayıflamaya da katkısı büyüktür.

Proteinle gelen güç

Yapılan birçok çalışma, protein tüketmenin karbonhidrat ve yağ tüketmekten daha doyurucu olduğunu gösteriyor. Diyetlerde ihtiyaç olan tokluk, proteinli besinlerle sağlanır.
Proteinler sindirilip metabolize olurken, karbonhidrat veya yağ sindirim sürecine nazaran iki kattan daha fazla enerji harcanır.
Kalorileri aynı bile olsa proteini yüksek diyetler zayıflama sürecinde yağsız vücut kütlesinin daha fazla tutulmasını sağlar ve böylece kas dokuları korunmuş olur. Kas kütlesi yüksek olan bireyler daha kolay kilo veririler.
Proteinli yiyeceklerin glisemik indeksleri daha düşüktür. Bu durumda, kan şekerinde daha az dalgalanmalara neden olur. Karbonhidratlar gibi kan şekerini hızlı yükseltmezler, böylece sık acıkmaların ve atıştırmalıkların önüne geçilir.

Proteinle çifte egzersiz

Diyetle alınan proteinin vücut tarafından etkin kullanımı egzersizle artar. Yeterli miktarda protein tüketmek, ağırlık taşıma ya da kaldırma, merdivenlerden inme ya da çıkma gibi dayanıklılık egzersizleriyle birleşirse, kilo verirken kaslarınızı korumanıza ve istediğiniz forma girmenize yardımcı olur. Bu durumda yağ kütlesi azalır, kas kütlesi artar. Bir anlamda, yağlarınızı kasa dönüştürmüş olursunuz. Yağ yakarken kaslarınızı korur ve bedeninizi forma sokarsanız kendinizi daha iyi hisseder ve iyi görünürsünüz. Aynı zamanda daha iyi bir şekle kavuşur, marketten aldığınız poşetleri daha kolay taşıyarak merdivenleri çıkar ya da çocuklarınızın peşinden daha rahat koşabilirsiniz. Sizinle aynı kiloda olan ama yağ oranı yüksek birine göre daha fazla kalori yakarsınız.

Ne kadar protein

Günlük enerji ihtiyacının yüzde 20-25 'i protein içerdiğinden, düşük proteinli diyetlere göre daha kolay ve hızlı kilo kayıpları görülür.
Vücudumuzun ihtiyacı olan protein gereksinimini etkileyen birçok faktör var. Yaş, cinsiyet, egzersiz, büyüme çağı, hamilelik,…vs. Diyetinizde günlük protein ihtiyacınızı ortalama olarak kilonuzu 1-1,5 değeri ile çarparak bulabilirsiniz.

Hangi proteini tercih edelim

Diyetinizde ne kadar çeşitlilik yaratırsanız vücudunuzun sağlıklı olmak için ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve diğer mikro besinlerin bütün çeşitlerinden alma ihtimaliniz o kadar artar. Ayrıca, protein kaynaklarını çeşitlendirmeniz temel yağlardan ve aminoasitlerden dengeli bir biçimde tüketme eğiliminizi de yükseltir. Daha yağlı protein kaynaklarının doyurucu olma özelliği daha fazladır. Böylece yağlı etler ve tam yağlı ürünler tüketebilirsiniz.
Örnek protein anne sütü ve yumurta
Proteinler, aminoasit zincirlerinden meydana gelir. Hayvansal kaynaklı proteinler tüm önemli aminoasitleri içerdiği için iyi kaliteli protein, bitkisel proteinler ise bir veya daha fazla aminoasiti eksik içerdiği için düşük kaliteli protein olarak adlandırılır. Hayvansal kaynaklı proteinlerin (et, süt, yumurta,..) sindirilebilirlik oranı yüzde 91-100 iken, bitkisel kaynaklı olanların (tahıllar ve kuru bakliyatlar) yüzde 69-90'dır. Anne sütü ve yumurta örnek protein içeren iki temel besindir.

Proteini artırmak için nasıl beslenilmeli

Sabahları: 2 yumurtalı az yağlı omlet veya menemen, 2 dilim peynir.
Öğle ve akşam yemeklerinin en az birinde: 150 gr kırmızı et / 250 gram tavuk veya hindi /120 gr ton balığı /1 porsiyon ızgara balık
Haftada 2 gün kuru bakliyat yemeği veya salatası (karabuğday, kinoa, maş fasülyesi, barbunya, mercimek,…)
Ana yemeklerde: 1'er kase yoğurt ya da 1 bardak kefir
Ara öğünde: 1 avuç kuruyemiş karışımı (ceviz, badem, kaju, fındık, yer fıstığı,..)

İnatçı kilolara karşı 3 günlük protein diyeti

Sabah
2 adet yumurta (haşlanmış, omlet, menemen gibi olabilir.)
2 dilim peynir çeşitleri
Roka, maydanoz, kırmızı biber
Öğle ve akşam
120-150 gram kırmızı et / tavuk eti / ızgara balık / ton balığı
Zeytinyağlı bol salata
İkindi ara öğünü
1. gün: 1 bardak süt +3 ceviziçi
2. gün: 1 bardak kefir + 15 iç badem
3. gün: 2 kutu probiyotik yoğurt + 15 fındık
Bu diyette çorba, kuru bakliyat, ekmek, meyve vs bulunmamaktadır. Yanı sıra 2 litre su içilmelidir.
Bu diyet listesi 20-45 yaş arası sağlıklı bireyler içindir. Çocuklar, hamileler, böbrek hastaları tarafından uygulanmamalıdır.

Reklam

Beğenin

Popüler Yayınlar

 
Sponsor Linkleri : Evdizayn | Sağlıkçılar | Film İzle
Copyright © 2013. Doğal Tedavim - All Rights Reserved
Hazırlayan SiHa